29 Temmuz 2012 Pazar

Oyuncu Hangi Pozisyona Ait, Hangi Pozisyonda Oynuyor ?

   5 tane ana pozisyonu barındıran basketbol oyununda pozisyonlar arası geçiş çeşitli kriterler ile orantılı olabiliyor. Boy, kuvvet, ayak çabukluğu ve oyuncuların sahip olduğu teknik özellikler, donanımlar başta olmak üzere. Pozisyon sıkıntısı çeken , bunu açacak olursak genelde 2 pozisyon arasında kalmış oyuncuların geleceğe yönelik başları çok yanabiliyor. Bunda doğal olarak küçük yaştan itibaren yapılan yönlendirmenin payı büyük.

   Örneklendirmeler ile gideceğim, genç ve tecrübeli oyuncular karşılaştırmaları yaparak. Pozisyon sıkıntısı çeken birçok oyuncu var. Bunların geneli bir veya birkaç önceki pozisyonu oynayabilme eksikliğinden kaynaklanabiliyor. Bunların geri dönüşü oyuncuya negatif anlamda büyük olabiliyor. Örneğin Maxim Can Mutaf ve Melih Mahmutoğlu'nu ele alalım. 1.93 ve 1.91 boyundaki oyuncuların oynamaya alışık oldukları, daha çok sevdikleri pozisyon 2 numara. Daha altyapılardan itibaren çok temiz bir şuta sahip olduklarını herkese gösterdiler. Skorer kimliklerinin ağır bastığı ortamda yetişip buralara kadar geldiler. 1-2 numara arasında sıkışan oyunculara bence özellikle vurgu yapmalı çünkü en çok isim burada oyuncu olma rotasından sapıyor. 1'den başka pozisyonları oynamak için yeterli fiziksel gelişime sahip değil fakat buna rağmen oyun-kurucu fundamentali alamadığından üst seviyelerde tutunamamış, yitip gitmiş çok isim var. Mesela Can Akın örneği verelim. Kartal Önel'li Yeşilyurt'ta yetişen Can Akın çok uzun süre skor yapabilme özelliğini aldığı pozisyonlarda oynadı. Daha sonra oyuncu olsun diye onu 1 numaraya çekti Kartal Hoca. Nice maç kaybetmiştir Can Akın 1 numara olabilsin diye. Bugün aynı fizikle 2 numara olarak belki TBL'in bu seviyelerinde olamayacaktı. Olsa da bu seçim doğru olmayacaktı. 



   Atmayı, skor yapmayı sevmek kadar servis yapmayı sevebilmenin, bir guard gibi yetişebilmenin bu oyunculara kazandırılması çok önemli, hele ki altyapıda. Çünkü bunun sınandığı yer A takım seviyesi oldu mu çoğunlukla geç kalınmış oluyor. Klişeler kimi zaman doğru. Her antrenör üzerine basa basa der, '' bu şutları sana A takımda attırmazlar, bu penetreleri yapacaksın ama 2.10'luk big-man'lerin üzerinden A takımda nasıl bitireceksin '' diye. Dolayısıyla bu boyda oyuncuların oyun-kurucu olarak yetişmedikleri takdirde oyunlarına ekstra ögeler eklemeleri kaçınılmaz. Tabii ''üst - düzey '' oyunculuğa adım atılması koşulunu gözönüne alarak söylüyoruz bunları. 

  Ekstra ögelere gelelim. İstisnai durumların her zaman mevcut oluşu bunu söylemeyi zorunlu kılıyor. Ömer Onan da 2 numara oynuyor örneğin. 1.92 boyuyla 2 numara olarak Avrupa kulüpler ve ülke basketbolunun üst düzeylerinde saygın bir konuma sahip. Bahsettiğimiz ekstra ögeleri oyununa eklediği zaman bu farklılığı yarattı. Maxim ve Melih'in de bunu elde edebilmesi için onun kadar bunaltıcı bir aldırmama + stens savunması yapması gerekir örneğin. Yine Göksenin Köksal size'ında bir oyuncunun ( 1.95 boyunda ) bu savunmanın, yırtıcılığın ekmeğini yediğini belirtelim. Madem ki 1 numarayı kıvıracak bir ball-handling&fundamental kısmında noksanlık yaşanıyor, çok çok iyi bir baskılı savunma kaçınılmaz. Veya bunların yapılmadığı takdirde Juan Carlos Navarro kadar spesifik, her seviyede her şutu atabilecek yeteneğe sahip olmak, bunu kazanmak için sabahlara kadar çalışmak gerekebilir.



  Berkay Candan ile devam etmek istiyorum. 3 ve 4 numara pozisyonları arasında sıkıştığını gördüğümüz genç oyuncu bundan sonra yaptığı seçimin kendisine geri dönüşünü görecektir düşüncesindeyim. Olumlu veya olumsuz. 3 numara için ayakları yavaş kalıyor Berkay'ın biraz. Temiz bir şutu var ve bunu kullanabilir her iki pozisyonda da ama 3 numara için çembere yüzü dönük oyununun birkaç gömlek yukarı çıkması gerekir. Düşünsenize Berkay şu haliyle David Hawkins gibi bir oyuncuyla forvette baş etmeye kalksa, elden top vereceği birçok hücum izleyebiliriz. 4 numara içinse kuvvetsiz kalıyor. Buralarda itiş-kakış fazla yaşanacak, örneğin Ersin Dağlı ile karşılaşsa bu sertlikten yılabilir. Sahip olduğu orta ve dış mesafe şut üzerine eklediği özellikleri onun oyunculuk rotasında büyük pay sahibi olacak.



  Yıldız Milli Takımımızın başantrenörü Ömer Uğurata ile İspanyol basketboluna dair konuşma fırsatım oldu. Altyapılardan çıkıp A takıma kadar geçen süreç odaklı ettiğimiz sohbette ufkumun baya açıldığını söyleyebilirim. İspanyollar'ın oyuncularına kulüp ve milli takım düzeyindeki yaklaşımlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha çok milli takım başarısı bazlı bir anlayış hakim olduğunu belirtelim. Örneğin 2 numarayı oynamayı seven bir oyuncu kulüp takımında 1'e çekilme çabası içerisine giriyor. Kulüplerin, staff'ların doğrultusunda oyuncuyla ilgili bu çaba ve idealist yaklaşımı devam ederken milli takıma gelindiğinde oyuncu öncelikli 2 oynayabiliyor. Gelişim doğrultusunda 1 pozisyonunda da kullanılabilir tabii. Aynı şekilde 4 numara pozisyonuna oynayan oyuncularına da kulüp takımlarında yüzü dönük oyun kazandırma çabası içerisine giriyorlar. Milli takımda maç kazanmak ve başarı endeksli bir oluşumun söz konusu olması, kulüp takımlarında ise idealist yaklaşımların süregelmesi gibi bir koordinasyon ağırlıklı.



  2001 yılında Tofaş-Barcelona arasında oynanan Euroleague maçını izledim. Sizler de tam maçı Dailymotion'da izleyebilirsiniz. Hepinizin tanıdığı Pau Gasol'un gençlik dönemleri. Barcelona'da Navarro ile birlikte oynuyorlar. Pau Gasol yüzü dönük bir oyun oynaması tembihlenmiş şekilde sahaya çıkmış. Kısa forvetler, skorer guardlar gibi yüzü dönük 1e1 oynamaya çalışıyor, orta mesafeyi geçtim dış mesafe şutlar deniyor ve başarılı oluyor. Bugün Pau Gasol'un NBA'de pota-altında ve 4 numarada sahip olduğu yüzü dönük oyun ve orta mesafe şutunun ne kadar ekmeğini yediğini belirtmeye gerek yok herhalde. Henüz ne kadar gençken Euroleague seviyesinde ona bu özelliği kazandırmaya çalışanların yaklaşımına ise saygı duymak gerekir. Bu sorumluluk ona genç yaşında çok üst bir seviyede verilmiş. Bunu yalnızca bir örnek, daha önce uygulanmış bir model olarak belirtiyorum. Herkes bunu yapmalı çıkarımına gitmek amacında asla değilim. Nitekim 2001 yılı Euroleague'i ile günümüz Avrupa basketbolunu kıyaslamak ta büyük verim sağlamayacaktır. Ayrıca Gasol'e bu özelliği kazandıran da, Navarro'nun 1.91 boyla 2 numara oynamasını sindiren de İspanyollar.



   Bir doğruya birçok yoldan gidilebileceğine inandığım bir spor basketbol. Hele bu doğruya giden denklemler günümüz basketbolu değiştikçe farklılık kazanıyorsa. Fiziksel anlamda avantajlı oyuncularımızı 1 numaradan itibaren her pozisyonda oynatabilme çabasının çok pozitif bir yaklaşım olduğunu düşünenlerdenim. En nihayetinde Hidayet Türkoğlu gibi bir yıldızımızda takınılan bu tavrın bize geri dönüşleri ortada. Bugün 95 jenerasyonunda Metecan Birsen, 96'lılarda 2.02'lik oyun kurucu Tolga Geçim, Fenerbahçe Ülker'de 1'den 4'e kadar pozisyonları oynayabilen Emir Preldzic benzer kefeye koyabileceğimiz örneklerdir. Tabii dediğim gibi Navarro'ları, Ömer Onan'ları , 1.98'lik boyuyla pota-altını işleyen Kyle Hines'ları görmezden geldiğimiz anlamına gelmesin bu.
 
   

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder