9 Haziran 2012 Cumartesi

Doğuş Arka Kapıda

TBL'in unutulmaz maçları arasına girdi dünkü mücadele. Maçı bir taraftan alıp diğerine veren basketbol tanrılarının tamamı dünkü maça teşrif etmişti sanırım. Kuşkusuz çoğumuz Efes'ten böyle bir performans beklemiyorduk. Beşiktaş Milangaz final serisinin başından beri şampiyonluğa daha emin adımlarla yürüyor. Anadolu Efes ise rakibini fazla rahatsız etmeyi başaramıyor. İç sahada da oynasalar taraftar dezavantajları malum. Özellikle Beşiktaş'ın kazanıp seriyi 3-1'e getirdiği son maçtan sonra Anadolu Efes'in dünkü gibi bir reaksiyon göstermesi takdire şayandı.



  Biz Efes buradan ayağa kalkamaz, artık Beşiktaş güle oynaya seriyi 4-1 yapar diye düşünürken, Sinan Güler maç sonu röportajında durumun böyle olmadığını çok iyi açıkladı. Kaybettikleri 4. maçta onurlarının kırıldığını, buna tepki vermek için çalışmalar yaptıklarını ve karşılığını aldıklarını söyledi. Gerçekten büyük bir karakter örneği koydu Efes sahaya. Geçen maçın üzerine ayağa kalkmak zor dedik, maça daha sert ve iyi başlayan taraf oldular. Dengede giden maçta Beşiktaş son çeyrek hamlesini yapıp, taraftarıyla şampiyonluk şarkıları söylemeye başlamışken 12-0'lık seriyle döndüler son moladan. Çok kısa bir süre zarfı içerisinde çembere dahi topu attırmadan 3-4 hücum aldılar Beşiktaş'tan. Sezon boyunca haklı eleştiriler alsa da, play-off'ta Zouros tarafından bizce haksızca tercih edilmeyen Vujacic'in, seri başından beri Beşiktaş'ı düzenli olarak rahatsız edebilen tek isim Kerem Gönlüm'ün katkıları çok büyüktü. Kerem Tunçeri'nin sorumluluktan hiç kaçmayan yapısı ve sonradan açılan Savanovic'in katkısını da unutmamak lazım.


 
     Efes açısından Vujacic meselesi konuşulmalı. Evet çok paralar verildi, belki sisteme, Avrupa basketboluna ve Efes'e uygunluğu bakımından çok daha az paralara daha büyük katkılar verecek oyuncular seçilebilirdi. Buna lafımız olacak değil. Ama yarı-final ve final serisinin bir kısmında olduğu gibi kenarda oturacak isimde Vujacic değil. Bireysel ve serbest bir oyunu da olsa iyi niyetiyle oynuyor. Dünde Efes'in başkaldırısında payı çok büyüktü. Screenlerden şuta çıkıyor, bazen iyi şutörlerin yapacağı cinsten içe doğru kıvrılarak topu alıyor ve çembere penetre ediyor. Screen'den dolu çıktığı zaman kendine alan yaratmak için hücuma tepeden başlıyor ve çembere gidiyor. Zayıf bir oyuncu gibi gözükebilir ama çembere gitmeyi kafasına koyduğu zaman dribbling yaptığı oyuncuyu geçemediğine rastlamadım. Çabuk ayaklar, tecrübe vs. derken hücum konusunda sorunlar yaşayan Efes için onu kenarda oturtmak fazla cüretkar kaçıyor. Efes'in bu seride kazandığı diğer maçta da payı çok büyüktü, tempoyu yaptığı zaman Vujacic'in bulunduğu transition hücumlarında erken şutlara izinler verilecek, skor anlamında Efes kendini bir şekilde aşacak.



   Beşiktaş cephesinden oyuncu değerlendirmelerine gelince, Arroyo'nun yönettiği hücumlarda Hawkins'in tepeden yüzü dönük veya alçak post'tan sırtı dönük 1e1 oyunları esnasında Ersin'in orta mesafe şutuna bakılması, Ersin'in pick&roll'una bakılması, Bonsu'ya yapılan servislerin önemi çok büyük. Bunu Beşiktaş serbest gibi gözükse de belli ki tekrarını çok yapıp, sahaya iyi yerleşimler, doğru açılarda durma yardımıyla çok iyi yapıyor. Beşiktaş hücumlarındaki serbestliğin bir düzensizlik olarak görülmemesi gerekir. Oyuncunuzu tanıyıp karakterlerine uygun en doğru basketbolu oynatabilmek te önemli bir meziyet. Hawkins'in tam sahada dribbling'i kesmeyip çembere gittiği pozisyonlar, Erceg'in kendi pozisyonunu hazırladığı kimi zaman erken şutları, Arroyo'nun pick&roll sonrası doğru pas açılarından bulduğu Ersin ve Bonsu. Barac'ın oynamayışı, verilerde yazıldığı aksine pozisyonu için kısa olduğunu düşündüğümüz Batista'yı gözönüne alınca her iki takımın da gerçek pivotları, deyim yerindeyse ''big-man'' leri yok. İş yürek meselesine kaldı mı yüksekten uçan Bonsu ve Ersin Dağlı da buraları daha iyi işliyor. Bonsu ve Erceg'in devrede olmadığı günde normalde hücumda pek istatistiğe dökülmeyen Mehmet Yağmur'un 9 sayılık katkısı da Beşiktaş için önemliydi. Serhat Çetin de çok kötü bir günündeydi. Skora sayı olarak olmasa da asist olarak çok büyük katkılar veren, rakip savunmayı penetreleriyle delip takımının hücumlarını akıcılaştıran oyuncunun yokluğu net biçimde arandı.



  Mucizevi son bölümü kronolojik olarak hatırlayalım tekrar. Kerem Tunçeri'nin el üzerinden gönderdiği 3'lük,  Sinan Güler çizgide hata yapınca Hawkins'in faul çizgisine gitmesi, aynı 3. maçın sonunda olduğu gibi ilkini istemeden ikincini bilerek kaçırması, seken topu kendi ribaunduna alması (!), üzerine basket-faulü alması (!!), faulünü kaçırınca topun Efes'e geçmesi ve muhteşem kenar oyununda yalnızca 3 saniye sahada kalan Doğuş Balbay'ın alley-oop'u. Topu tipleyen Doğuş kadar pasın dozajını çok iyi ayarlayan Kerem Tunçeri'ye de büyük alkış gitmeli. 5'e0 bile çok zor iştir bunu bu kadar iyi uygulamak. 0.9 saniye kalmışken tip dışında bir opsiyon Efes'e uzatmasız maçı getiremezdi, Zouros ve basın toplantısında bu pozisyona uyuduğunu itiraf eden Ergin Ataman bu mucizevi senaryonun kahramanları oldular. Vujacic'i screen'den çıkmaya gönderir gibi yaptıkları hücumda Doğuş Balbay'ın Mehmet Yağmur'a yedirdiği back-door Efes'in arka kapıdan 6.maça çıkışıydı. 

  Unutulmaz maçın son anları için link verelim http://www.youtube.com/watch?v=Qkz9lHR6bXI , Pazartesi günü en az bu kadar keyifli bir maç daha izlemek dileğiyle ...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder