16 Mayıs 2012 Çarşamba

Korku Tünelinde Sayı Avantajı

   Erken final olarak nitelendirebileceğimiz serinin ilk maçı çok kaliteli geçti. Her iki takımın da potansiyelini belli dakikalarda sergilediği bir maç izledik. İlk yarıda sezon ortasında CSKA'yı, Olympiacos'u devirdiği günlerden kesitler sundu Galatasaray. Ancak Beşiktaş öyle bir takım ki nakavt etmesi imkansıza yakın. Bir şekilde kendilerini maçın içerisine atmayı başarıyorlar ve maçın büyük bölümünü planladıkları oyundan uzak oynamalarına rağmen geri dönecek maç içi motivasyona sahip olabiliyorlar.

  İlk yarıda Galatasaray savunması istediği dozajdaydı. İç sahada takım-taraftar'ın birlikte yürüdüğü sarı-kırmızılılarda savunma böylesine enerjisi yüksek derbilerde çok can alıcı oluyor. Hücumda teknik ekibin istediği üretkenlik istatistiklerden okunuyordu. Fazla sete bağlı kalmayan Galatasaray hücumu bir 24 saniye içinde ısrarcı pick&roll tutumunun ekmeğini çok yedi. Bu bağlamda hangi kısa oyuncu oyundaysa Furkan-Andric ikilisini çok iyi besledi. Galatasaray'ın belki sert bir 5 numarası yok ancak 'mobil uzun' diye tanımlanan oyuncularının faydasını görüyorlar. Sadece hareketli bir pick&roll oyunuyla değil, iyi bir savunmanın üzerine yarı sahayı çok çabuk geçen, zaman zaman en önde koşan Furkan-Andric'in ilk yarıda ulaştığı 29 sayı bunun kanıtı. Tüm asistlerin 1-2-3 numara pozisyonunda oynayan oyunculardan bu uzunlara servis edilmesi ise penetre-pas ve pick&roll'un çok iyi uygulandığının istatistiksel göstergesi. Onlar adına tek anlamadığımız nokta ısrarla ilk 5 başlayıp, ilk 10 dakikanın büyük bölümünde düzenli süre gören Boris Savovic'in daha sonra hiç oyuna girmemesi. Acaba Oktay Hoca onu ısrarla maçların aynı zaman diliminde tercih ederken neyi düşünüyor kafasında ? Zaten gelecek seneyi düşünürsek takımdaki en zayıf halka Savovic.



  İlk yarında Galatasaray'ın iyi savunması ve bundan beslenen delici hücumu 14 gibi net bir sayı farkının ortaya çıkmasına sebebiyet verdi. Bu ana kadar Beşiktaş ta panik halindeydi. Hücum ortalamalarının çok altında kaldıkları, yalnızca 28 sayı üretebildikleri bir 20 dakika oynadılar. Üretilen sayılar da onlara istenilen elektriği vermedi ki zaten topu iyi paylaşamadıklarını ilk yarıda 4 asist yaptıklarından çıkartabiliyoruz. Beşiktaş'ın maç başına sayı ortalamasını düşünecek olursak iki periyotta 28 sayı gerçekten çok az ama bu demek değil ki Beşiktaş son iki periyotta standart değerine yakınlaşamasın. Ritimlerini bulmaları için çok küçük bir zaman dilimi yeterli olabiliyor. Nitekim sayı farkını çift hanelerden öylesine çabuk tek hanelere çektiler ki bir anda maça ortak olmayı başardılar.  Galatasaray'da anlamadığımız nokta Savovic ise Beşiktaş'ta da gün geçtikçe Marcelus Kemp diyebiliriz. Set-offense'lerin çoğu o oyundayken screen'den çıkıp 1e1 oynamasına kurulu. Galatasaray ki kolaya kaçmadan, switch fazla yapmadan, body-check ve baskılı savunma ile genelde screen'den dolu çıkartıyor onu. Boş çıksa temiz şutu olan bir oyuncu olsa da penetrelerinin çoğunu körü körüne ediyor Kemp. B plansız 1e1 oyununa sahip ve bu durum sakatlığından sonra ona ısrar etmek yerine neden Adam Morrisson düşünülmedi dedirtiyor. Ben ki sakatlığına ve sonrasına kadar Kemp tercihini savunan biriydim, gün geçtikçe bu kararımdan dönüşüm 180 dereceye yaklaşıyor.



  Hawkins-Arroyo-Bonsu-Erceg. 4 oyuncuyu aynı anda sahaya sürme şansı zaten olmayan Ergin Ataman yerli rotasyonu daralınca hangi 3'ünü maçın hangi anında tercih etmek zorunda olmasıyla ilgili de büyük sınav veriyor. Bu maçta Bonsu'nun yaşadığı faul problemi genelde vazgeçilen halka olan Zoran Erceg'e şans doğurdu. Takımının imza attığı geri dönüşte Erceg'in payı çok ama çok büyüktü. 22 dakikada 23 sayı üretti Sırp oyuncu ve her zamanki gibi fundamental derslerine devam etti. Burada üzücü olan nokta 40 dakikayı paylaştığı Barış Hersek'le karşılaştırınca ülkemiz basketbolu adına karamsar hislere kapılmamız. Barış Hersek'in Boşnak olduğunu hatırlatırsak Yugoslav ekolünün iki oyuncusundan bahsediyoruz. Fizikler ikisinde de muazzam. Erceg 2.06 boyuyla yüzü dönük, sırtı dönük oynayabiliyorken, orta-dış mesafe şutları çok iyi sokup tıkanan birçok set-offense'i basketbol bilgisiyle aşabiliyorken Barış Hersek'ten gördüğümüz yalnızca figüranlık oluyor. Efor sarfediyor tabii , mücadelesinden kimsenin şüphesi yok ama bomboş kaldığında kaldırıp attığı şutlar dışında repertuarının Erceg'in yanına yaklaşamayacak seviyede olduğunu görüyoruz. Aynı ırkın iki oyuncusu, bizim ülkemizde yetişenin bu denli düşük donanıma sahip görüntüsü bizi üzüyor.



  Tekrar maça gelecek olursak başrolde Erceg, yanına gelen Serhat Çetin katkısı ile son topa kadar götürdü Beşiktaş. Göksenin'in baskılı savunmasının maçın havasına sokmadığı Arroyo ile maç topunu oynadı Beşiktaş. Başka oyuncu bu şutu kullansa kenara alıp sinirlenirsiniz ama Arroyo gibi oyuncular sahadaysa bu tip şutların insiyatifini vermek gerekiyor. Şutta fizik kurallarını zorlayacak şekilde çemberin içinden çıktı ve Beşiktaş'ın bu sezon hikayesi efsane galibiyetlerine bir yenisini eklemesine izin vermedi. 



  Bonsu'nun, Arroyo'nun, Hawkins'in maçın içine teknik ekibin beklediğinin yarısı kadar giremediği günde Beşiktaş nakavt olmuyorsa bu karakter göstergesidir. Bir takım kaybettiği maçlarda dahi bu tutumu sergiliyor maç topunu oynamaya kadar getiriyorsa onları alkışlıyoruz. Kaldı ki rakipleri özellikle iç sahada karşılaşabilecekleri en tutkulu, doğru basketbolu oynayan Galatasaray:  Kısaların 17 asistin 15'ine imza attığı Galatasaray'da üretmeyen tek isim Göksenin Köksal rakibi ürettirmemekle görevli. Top ona döndüğünda ekstra pasın şutunu atarkenki özgüveni ise takdire şayan. Skora katkı veremeseler de hareketli oyuna getirdiği asist katkılarıyla Tutku-Ender ikilisi ve yüzdesiz gününde olmasına rağmen 14 sayıyı bulan Jamon Lucas'ı da unutmamak gerekir. 

   Sonuç olarak ilk yarıda 29 sayı üreten Furkan-Andric ikilisinin ikinci yarıda sadece 3 sayıda kaldığı maçta Galatasaray sayı farkının avantajını kullanarak, korkuyu hissetse de çok önemli bir galibiyete imzasını atmayı başardı. Beklentilerimizin çok yüksek olduğu bu seri bize ilk maçtan gerek mücadele gerekse basketbol kalitesi adına pozitif ışık verdi. Dileriz son maça kadar giden bir seri olur ve basketbola doyarız.

1 yorum:

  1. Yazılarınızı Gityat.com ' da paylaşabilir, blogunuzu tanıtabilir ve kendi kanalınızı kurabilirsiniz. Sizleri de aramızda görmek bizi çok mutlu eder.

    YanıtlaSil