3 Mart 2012 Cumartesi

Ergin Ataman ve Söyledikleri

  Değerli koç Ergin Ataman'ın Eurosport.com Türkiye'ye verdiği röportajı baştan sona okudum. Hem de 3-4 kez üstüste. Efes ekolünün yetiştirdiği antrenörlerin tarzı itibariyle en agresif isimlerinden Ergin Hoca. Basketbol bilgisine herkesin saygı duyması gerektiği bu insan agresif üslubu nedeniyle bazen insanlara haddinden fazla eleştiri hakkı tanıyor.

  Son haftaki Fenerbahçe Ülker-Beşiktaş Milangaz maçında gergin bir ortam vardı. Tribün ve taraftar parkeye yansıyan oyuna daima etkimiştir. İnkar etmek anlamsız. Yunanistan'da oynanan Panathinaikos - Olympiacos maçlarında o çok beğendiğimiz, gençlerimize idol gösterdiğimiz Diamantidis'in Teodosic'e tükürmesine yol açacak kadar tehlikeli atmosferler var. Oyuncu sahanın içinde oyunu yaşayan, teknik olduğu kadar bu oyunun duygusal felsefesine de kendini kaptıran kişi. Oyuncular bazen kontrolü kaybedebiliyor, profesyonellik her zaman duyguların önüne geçmeli, eğer tehlikeli noktalara varacaksa iş. Oyuncunun kontrolünü sağlayan bir kenar yönetimi/teknik ekip faktörü var basketbolda.  Teknik ekip nasıl oyuncunun sahada yapacağı basketbol doğruları için molalar alıp ipuçları veriyorsa duygusal anlamda da oyuncunun kontrolüne etkimeli.



  Ergin Ataman doping tezahüratına ve saha komiserlerinin yakışıksız tavrına karşı haklı bir reaksiyon gösteriyor. Belki bir teknik faulü göze alarak yapıyor bunu. Zaman zaman koçun kenarda aldığı bir teknik faul takımın üzerindeki ölü toprağını atıp mücadeleye kenetlenmek için iyi hamledir. Hatta benzer bir teknik faulü Türkiye Kupası yarı finalindeki Gs maçında aldığını söylemişti Ergin Ataman. Ancak tepkinin sonrası çok garibime gitti benim. Teknik faulü aldıktan sonra son derece sert bir dialog tavrı sürdü, ve Ergin Hoca Türk Polisi'nin '' al bunu , al al al al, '' tavrını yansıtırmışçasına ''at beni at, at'' dedi defalarca.
Ben çok şaşırdım, hayretler içerisinde izledim. Haklı olarak itiraz ettiği her türlü yakışıksız duruma rağmen bir head-coach oto-kontrolü kaybetmemelidir diye düşünüyorum. Eğer öyle olursa işler rayından çıkar. Sorarım size bir kaç sene önce Efes-Fb Ülker final serisinde yaşanan olaydan ötürü Serhat Çetin, Barış Hersek veya yurtdışından transfer edilen Carlos Arroyo derbi maçını head-coachsuz mu oynamalı ?



  Ergin Hoca şöyle diyor ; Ben bunu gerçekten sinirlerim bozulduğu, saha içinde kalmamın olayı daha vahim boyutlara çekebileceğini düşündüğüm için söyledim. Bu nasıl olur ? Buna inanmak istemiyorum. Benim aklıma şu geliyor ; Hawkins ve Kaya itiştiler, hakemler güzel karar vermedi, olayı çözmek isteyip teknik faulle geçiştirmek yerine sorumluluk almaktan kaçarak, korkarak iki oyuncuyu da diskalifiye ettiler. Bu olay zaten oldukça dar rotasyonla sezon boyu mücadele vermiş, üstüne üstlük deplasmanda derbi oynayan Beşiktaş için kaos durumu. Bu durumda tribünden , taraftardan usülsüzlük şiddeti ne olursa olsun gelecek her tepkiye head-coach kulak tıkamalı !! Profesyonel olmanın, duygusallıkları örtebilmenin meziyetleri üst seviyeleri görmüş insanlarda saklı !! Örneğin ben günlük hayatta arkadaşımın kalbini kırıp, daha sonra başka bir şeye kafam bozuk veya o an sağlıklı iletişim kuramayacağımı bahane etme hakkına sahibim, ancak mesleki anlamda bir yükümlülüğüm varsa bu bahanelerden ırak olmalıyım. Elbette her profesyonel bir insandır ve insanoğlu yeri gelir duygularına belli ölçüde hakim olur, ama dediğim noktayı anlamışsınızdır.






   Beni daha çok şaşırtan şu ;  Ergin Hoca'nın mantalitesi de böyledir diye düşünüyorum. O gün sahada kontrolü kaybedip sahadan çıkmak istemesine ve daha sonra röportajında bunu destekleyici cümleler sarfetmesine şaşırdım. Çünkü basketbolun felsefesine hizmeten çok güzel düşüncelere sahip biri. Sezon başında yaşanan Beşiktaş oyuncuları üzerindeki yıldırma politikası zaman dilimine dair çok güzel cümleler sarfetmiş bu röportajda. Bunlardan bir kaç örnek verelim. Sezon başı Cüneyt Erden'in de aralarında bulunduğu bazı oyuncu grubuna Beşiktaş'ın yaptıkları malum. Bu konu hakkında ilk kez konuşan Ergin Ataman Cüneyt Erden'in de kulübe hiç bir şekilde adım atmadığını, kendisine kulüp bulmak için çaba göstermediğini, aksine oynamasa dahi parasını tıkır tıkır alma peşinde olduğunu söylüyor. Bizce de bu yakışıksız bir durum. Yine profesyonellik ve duyguların arasındaki ince çizgiye geliyor olay.
 



    Şundan bahsediyorum ; Dünyanın her yerinde bu işler böyle yürür. Oyuncunun bir kontratı vardır, x kulüp talip olur ardından ya o kontratın tamamını gideceği takım karşılar, ya da atıyorum yarısını siz, kalanını biz ödeyelim şeklinde teklif yapar. Ancak yönetim menajere bu isteğini sunduktan sonra karşıdan gelen cevap “Hayır, Cüneyt bir yere gitmiyor. Oynamasa bile parasını alacak çünkü garanti kontratı var” olmuş.
Beyin fırtınası yapalım, Beşiktaş Cüneyt'i kadrosuna düşünmüyor, oynatmayacak. Oyuncu süre almayacak !!! Oyuncu için kötü bir durum. Tek taraflı feshe yanaşmak zorunda değil, çünkü imzaladığı paralardan neden vazgeçsin ? Burası profesyonellik. Tamam. Ama hiç bir şekilde kulüp bulmaya adım atmayıp, oynamasa da paramı alacağım kısmında da duygusal davranmalı biraz, adımlar atmalı. Bu olayları takiben Ergin Ataman çok güzel bir açıklama yapmış ve demiş ki ; Şimdi bu yaklaşım hoş değil. Sen duruma böyle bakarsan, yönetim de “buyur o zaman” der. Sonra da iş buraya kadar geldi. Geçen televizyondaki yorumları dinlerken rastladım mesela işte “Can Akın sakatlandı, Cüneyt Beşiktaş’ın oyuncusu Ergin Ataman onu geri alır mı?” yönünde ifadeler var. Hayır, asla. Katiyen almam. Oyun kurucusuz oynarım ama bir sezon boyunca maça çıkmamış, bu tutumu sergilemiş bir basketbolcuya kadromda yer vermem. Cüneyt sezon başında başka bir kulübe anlaşmalı olarak veya kira statüsünde gitseydi ben bugün düşünürdüm. Bakardım, Cüneyt hakikaten sağlıklı mı, performans veriyor mu? Eğer tüm veriler olumluysa giderdim alırdım. Ancak bu mantalitede, “ben bir sezon boyunca oynamasam da kulübümü mahkemeye veririm o parayı alırım” diyen bir oyuncuyu takımıma geri çağırmam. İşte bu cümleler coach'un basketbola kutsal yaklaşımını güzel açıklıyor. Ancak ben kenarda kontrolü kaybedip kendini oyundan attırmak istemesiyle aynı kefeye koyamadım bu cümleleri. Bu tepkiyi şu cümleleri sarfetmiş bir basketbol adamından beklemezdim, üzüldüm. Ayrıca Beşiktaş'ın Fb Ülker karşısında Ergin Ataman'sız 3 çeyrek basketbol oynamasına da çok üzüldüm, her ne kadar assistant-coach Yağızer Uluğ'un kaos ortamındaki hamlelerini izlemekten büyük keyif almış olsam da. 




   Bence head-coach oyuncularını ateşlemek için gerekirse sonuna kadar haksız olduğu bir teknik faul alabilir, ancak kendini bilerek, isteyerek oyundan attıracak kadar ileri gitmesine ne gerek var ? Ayrıca olayların perde arkasını o zaman diliminde bilecek imkanı olmayan oyuncularda bu kontrol değil kontrolsüzlük yaratır. Açık konuşayım, ben bir oyuncuyum ve head-coach'um hakem-saha komiseri vs herkesle son derece agresif biçimde tartışıp kendini oyundan resmen isteyerek attırıyor. O zaman ben de kontrolü kaybederim, basketbolun sertlik dozajından çıkan hareketlere bile eğilim gösterebilirim. Bu asla olmaması gereken bir tutum. Yani head-coach ne olursa olsun sakin kalmak zorunda olan ilk, ortamı başıboş bırakacak son kişi olmalı diye düşünüyorum !! Hep bir ağızdan ''doping yapsana'' diye bağıran insanların kaçı olayın perde arkasını Ergin Ataman kadar iyi biliyor ? Taraftarın normal olarak Ergin Ataman'ı baskı altına almak için yaptığı bu tezahürat tuzağına bu kadar kolay düşülür mü ? 1. çeyrekte bu olay yaşandı ve skorborda baktım, 27-11 Fenerbahçe Ülker üstün, dar rotasyonla oynuyorsun, Hawkins atılmış ve head-coach'un soyunma odasında !! Yönetim olsam kızar, gerekçe ne olursa olsun haticeye değil neticeye bakar ve head-coach'a uyarı veririm.


 Şimdilik benden bu kadar..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder