6 Mart 2012 Salı

3 Büyüklerin Bu Sezonki Nokta Transferleri


   Yazımıza başlarken A.Efes’i destekleyenlerin alınmaması gerektiğini vurgulamakta fayda var. Popüler takımlar üzerinden okuyucuya hitap edelim diye Türk Basketbolu’nun asırlık çınarını atlamadık. Yalnızca A.Efes’in bu sezon nokta transfer diye hitap edeceğimiz bir oyuncusu var mı buna emin değiliz. Belki Dusko Savanovic kabul edilebilir ama bu oyuncu zaten kendini kanıtlamış biçimde çok yüksek beklentiler ile geldi.

  Fenerbahçe Ülker, Beşiktaş Milangaz ve Galatasaray Medical Park ise kendi içlerinde incelediğimizde bambaşka oyun/rotasyon karakterine sahip takımlar. Kimisinde yerliler skalaya hiç dahil değil, kimisinde gençleri görebiliyoruz, kimisinde Yugoslav ekolünün oyuncuları büyük katkı veriyor, kimisinde süreler homojen kimisinde fazlasıyla heterojen dağılıyor. Bojan Bogdanovic, Jamon Lucas Gordon ve Zoran Erceg bize göre 3 büyüklerimizin bu sezon yaptığı nokta transferler. Oyun karakterleri ve takım özellikleri üzerinden bu oyuncular hakkında bir şeyler karalayalım dedik.

  Bojan Bogdanovic : Özellikle son dönemde neden doğru tercih olduğunu kanıtladı Bogdanovic. 2 farklı ekolün özelliklerini bünyesinde barındırmasına fiziksel anlamda yatkınlığını eklediğimiz zaman ortaya iyi bir tablo çıkıyor. Üstüne üstlük bu tablo 1989 model. Maalesef bizim 89 jenerasyonumuzda bu seviye bir Euroleague oyuncumuz henüz yok. Nereden bakarsanız bakın önemli bir kazanım Bogdanovic.



    Şutör oyuncuların genelde atletizm sorunları olur, atlet oyuncular ise başta faul çizgisi olmak üzere şut konusunda büyük problem yaşarlar. Bu iki özellik ise 2-3 numara pozisyonunda oynayan oyuncuların anahtarıdır ancak standard veya standardın biraz üzeri oyuncular genelde 1 tanesine sahip olurlar. Bu paralelde kesinlikle çok iyi bir orta/dış mesafe şutu olduğunu söyleyebileceğimiz Bogdanovic aynı zamanda atlet bir oyuncu. Pozisyonları gerçekten yüksekten bitirebilen, fast-breakler ve açık saha oyununda da iş yapabilen bir skorer. Hırvatistan pasaportlu oyuncu altyapı eğitimini Real Madrid ile İspanya’da aldı. Bir çok pozisyonda 1e1 çok iyi çembere gidecek fundamentali olduğuna tanıklık ediyoruz ama aynı zamanda transition hücumlarında kaldırıp 3’lüğü de atabiliyor. Savunmasını sertleştirmesi elbette lazım ama bu konuda da ( özellikle topa baskı ) özverili olduğunu görüyoruz.
    


    Sene başında fazla katkı veremiyor, tartışılıyordu. Bunun sebebi oyuncunun geldiği takım Cibona’da 1 numaralı skor kozu olup, maç günü şut performansı ne olursa olsun kenara gelmemesiydi. Fb Ülker’de ise kıymetli isimler var ve Bojan aldığı sürede 2-3 şut kaçırdığı zaman kenara gelebiliyordu. Durum böyle olunca düşük yüzdeyle attığı maçların bir çoğunda asık suratlı kenara geliyordu. Onun geri kazanımında oyun bilgisinin ve Spahija’dan gördüğü değerin payı çok büyük. Şutlarının girmediği dönemde rakiplerine olan size üstünlüğünü özellikle post-up’ta kullanarak faul çizgisine sıkça giden Bojan koçunun kendine tanıdığı fırsatı tepmedi. Draft edildikten sonra Nets’e trade olan oyuncunun bir röportajını izlemiştim , Fb Ülker’i seçmemin sebebi bana göre Avrupa’nın en iyi koçu Spahija ile çalışacak olmam diyerek koç-oyuncu penceresinden doğru tercih olduğunu anlamamıza ışık tutuyor.
    


    Özetle Bogdanovic sezonu kaotik biçimde kötü giden Fb Ülker için ileriye dönük bir nokta transfer. Bu sezon bardağın dolu tarafından bakılacak ender noktalardan bir tanesi. Hem oyunculuk özellikleri hem de koçla olan komünikasyonunun üst düzey olması paralelinde maximum verim alınacak bir transfer hamlesi olarak görebiliriz Hırvat oyuncuyu.

 Jamon Lucas Gordon ; Modern bir basketbol anlayışını benimsemiş, hücumda taktiksel destanlara bağlı kalmadan bol pick&roll, penetre pas ve akıcı bir felsefeye sahip Galatasaray Medical Park için sezon başından beri tıkanan boruları açan isim oldu Jamon Lucas. Hangi zaman diliminde kritiklik derecesi ne olursa olsun sorumluluktan kaçmayan ,gerektiğinde uzunlarla pick&roll oynayıp asist özelliği sayesinde skora gidebilen, gömülü savunmaları orta mesafe şutu ile cezalandıran, Tutku’nun önderliğinde başlayan penetre-pas trafiğine fazlasıyla uyum sağlayabilen Gordon aynı zamanda aslanlar gibi 1e1 savunma yaparak takım karakterine maximum uyum sağladı.
    


   Onunla Antalya’da beraber çalışmış Altar Tunçkol’un betimlemesi ile tam bir 1.5 numara Gordon, yani özellikleri itibariyle oyun kurucu ve 2 numara pozisyonlarını eş zamanlı oynayabilen oyuncu tipi. Galatasaray’ın bu sezon bu ara pozisyonda kalmış bir isme savunma yapması koşuluyla çok ihtiyacı vardı. Gordon bu isteği karşılıyor. Tutku ve Ender gibi iki değerli oyun kurucuya sahip Galatasaray sezon boyunca bu iki oyuncusunu da sakatlık/hastalıklara kurban verdi ve 1 numaralı pozisyonda rotasyonu daraldı. Göksenin Köksal ve Lakovic zaman zaman top getirme görevini üstlendiler ama bu konuda en iyisi Gordon diyebiliriz. Göksenin daha çok savunmasıyla ön plana çıkıyor, Lakovic ise zaten rakibin en iyi savunmacısı tarafından yıpratıldığından oyun kurmaya gelene kadar büyük zorluklarla karşılaşıyor.



    Jamon Gordon profesyonel olduğu kadar duygusal da bir isim. İnkar etmek yersiz, ülkemizdeki basketbol organizasyonları ülkemiz özelliklerini bünyesinde barındırıyor. Özellikle üç büyükler gibi ciddi ve tutkulu bir taraftar kitlesine oynayanları. Bu sezon taraftarıyla bütünleşip ilk kez katıldığı Euroleague’in en renkli takımı olmayı başaran Galatasaray’da Gordon’un bu düzene adapte olması zor olmadı. Olympiacos gibi tutkulu taraftar grubunun önünde basketbol oynayarak geldiği için Gordon buradaki duygusal ortamı çok sevdi ve oynadığı basketboldan, parçası olduğu takımdan keyif aldığı ortada. Bu tür ögeler de bir transferden alınacak verim çıtasını yükseğe çekiyor bence. Şöyle düşünün ; daha önce bu şehirde yaşamamız bir oyuncuyu getiriyorsunuz, uyum/adaptasyon sürecinde bir çok zorlukla karşılaşıyorlar doğal olarak. Basketbolun dili ve doğruları her yerde fix ama daha önceki ortamına yakın bir yerde oyuncunun alışması nispeten daha kolay ..

  Zoran Erceg : Aslında sadece Zoran Erceg değil aldığı yabancıların neredeyse tamamından büyük randıman alıyor Beşiktaş Milangaz. Öncelikle bu konuda teknik ekibi tebrik etmeli. Demek ki transfer işine bakan isimler işini büyük bir ciddiyetle yapıyor ve takımın oyun sistemine uygun isimler özenle seçiliyor. Sezon ortasında transfer yapmak daha büyük zorluk çünkü zamanınız kısıtlı ama bu dönemde alınan Bonsu,Arroyo gibi isimler takım sistemine son derece uyumlu performans koyup siyah-beyazlıların yüzünü kara çıkarmadılar. Hawkins D-Will’in olmadığı süreçte karakterini ortaya koyarak liderlik yaptı, Kemp sakat olmadığı dönemde skor yükünü run&gun’a yakın oyun felsefesinde uyumlu biçimde çekti, Morrisson son dönem formsuz gözükse de iyi oynadığı Telekom ve Ksk maçlarında sisteme adapte oyuncu olduğunu net biçimde kanıtladı.



  Gelelim Zoran Erceg’e. Geçen sezon Olympiacos’ta beklediğini bulamayan oyuncuyu Top 16’da Fb Ülker’i İstanbul’da yıktığı maçtan hatırlarsınız. O maçta da dış şutunun çok önemli bir koz olduğunu görmüştük. Erceg bu sene iki farklı Beşiktaş’ta oynadı ve lokavtın yarattığı transfersiz ara dönemde muazzam bir tamamlayıcı parça oldu. Semih Erden’in yokluğunda zayıflayan potaaltı rotasyonunda eksikliğin daha az hissedilmesinde rolü büyük. Pozisyonu itibariyle eşleştiği isimlere fiziksel ve mental üstünlük sağlıyor Erceg. Ayaklar hızlı, boy ve kollar uzun, ince gibi gözükse de bu ekolün oyuncularının kuvvet eksiği pek olmadığından kuvvetli, ama her şeyden önemlisi basketbolu çok iyi biliyor. Hangi pozisyondan nasıl ekmek yiyeceğini çok iyi analiz ediyor. Bu boydaki bir oyuncuya göre fundamentalinin çok iyi olduğunun da altını çizelim. Bizim yetiştirdiğimiz bu fizikteki oyuncular maalesef topla bu kadar haşır neşir olmayı başaramıyorlar. Bu da ayrı irdelenmesi gereken bir konu.



  Hücum ribaundu kovalayıp  uzun kollarıyla topu yere indirmeden bir çok basket faul alan, screen sonrası set varyasyonlarında çok başarılı ayakoyunları ve vücudunun verdiği hızlı reaksiyonlarla sayı çıkaran, 3 sayı ve çevresinde pick&pop ile dışarı açılıp yüksek yüzdeli orta/dış mesafe şut atarak çift haneli sayıları bulan bir isim Erceg. Bu bağlamda Bonsu geldikten sonra daha da rahatladı, yalnızca son dönem yaşadığı sakatlık onu kötü etkiledi. TBL ve Eurochallenge maçlarında inanılmaz katkılar verdi Sırp oyuncu. Arroyo, Bonsu gibi isimlerin alıcısı çok olur, kulüpteki akıbetleri ileriye dönük bilinmez ama bir Zoran Erceg’i Beşiktaş elde tutarak ileriye dönük çok büyük bir kazanım elde edecektir. Fiziksel ve mental özellikleri itibariyle hangi koç ve oyun sistemi olursa olsun adapte sağlayabilecek bir oyuncudan bahsediyoruz. Çok yönlü oyuncular basketbolda daima tercih sebebidir.

   3 büyüklerde transferler nasıl bir ciddiyetle yapılıyor dışarıdan bilmek zor. Örneğin Gist ve Jerrels için herkes bu adamlar nasıl alındı diye sorarken Fb Ülker yöneticisi Semih Özsoy çıkıp Gist ve Jerrels’ın bugüne kadar yaptıkları en profesyonel iş olduğunu söylediler. Buradan çıkarılacak sonuç  hesap edemeyeceğiniz detaylar yüzünden bir transferden hiç verim alamayabileceğiniz veya çok ufak duygusal, basketbol dışı detayların bazen size maximum verim sağlayabileceği. Riski büyük ölçüde bünyesinde barındıran bir konu dış transfer, yani bir yüzdelik dilimi her zaman kapalı kutu. Oyunculuk özellikleri ve camia, ülke karakteri göz önüne alınılırsa bu riskler minimuma inebilir. Ancak dediğim gibi nereden bilebilirsiniz ? Bugün Erceg, Bogdanovic ve Gordon nokta transferlerini inceledik ama Vlado İlievski’nin Efes’te Kerem Tunçeri’yi dinlendirmek için en iyi hamle olduğuna neredeyse herkes hemfikirdi, sonuç ortada...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder