18 Şubat 2012 Cumartesi

Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!

  Türkiye Kupası'nı Beşiktaş müzesine götürdü. Sırasıyla Aliağa, Galatasaray ve Banvit maçlarından tırnaklarıyla kazıyarak galip gelen siyah-beyazlılar kulüp tarihinde bir ilke imza attı. Doğru veya yanlış yokur, bakış açıları vardır derler ya bu şampiyonluğa da farklı perspektiflerden bakabiliriz.

  Beşiktaş basketbol şubesinde kabarık bir sicil kaydına sahip. Vefasızlıklar, yıldırma politikaları, kadın-erkek branşlarında sık yaşanan ödeme huzursuzluklarında sabıkaları mevcut. Organizasyonları uzun vadeli yapılanmadan çok günü kurtarmaya endeksli gibi duruyor. Yabancıların yerlileri büyük ölçüde gölgede bırakabilmesinden, genç oyunculara fazla verilmeyen değere kadar müthiş idealist politikalar izleniyor diyemeyiz.



  Sezon öncesi yaşananları hatırlayın. Serhat Çetin'in de aralarında bulunduğu tecrübeli oyuncular yazın yıldırma politikası altında noter takibinde günde 3 antremana zorlanmışlardı. Bunun sebebi kulübün bu oyuncuların kontratını yüksek maliyetli bulması. Karşılıklı anlaşıp kontratlar feshedildiği zaman kulüpten para çıkacak, oyuncuyu da tek taraflı feshe ikna edemiyorsun doğal olarak. Böyle olunca çirkin metodlarla yıldırma politikası devreye giriyor işte. Oyuncu antremana gelmesin bakalım ne oluyor ? Bugün itibariyle Serhat Çetin Türkiye Kupası'nın en değerli oyuncusu seçildi. Yazın üstüne bunun yaşanması ironik, aynı zamanda trajikomik. Veya siz ne demeyi uygun görürseniz !

  Yönetim, basketbol şubesine bakan kişiler ve oyuncu-teknik ekip arasında çok sağlıklı olmayan bir ilerleyiş olduğu ortada. Ancak herkes Beşiktaş Milangaz'ın sahaya yansıttığı karaktere saygı duyuyor olmalı. Özellikle büyük maçlarda çok önemli galibiyetler aldı bu takım. TBL'de tepeye oynuyor , Eurochallenge'da yoluna devam ediyor. Orta sıra takımlarına karşı bir kaç iş kazası yaşamış olsalar dahi bunlardan ders almış bir görüntü çizdiklerini söyleyebiliriz. Dış faktörleri bir kenara bırakıp takımına focuslanan Ergin Ataman'ın hakkını da teslim etmek gerek.



  D-Will kumarı sonrası takıma dahil edilen her yeni parça çok uyumlu. Gerek taraftarla bütünleşip, iştahla basketbol oynama adına gerekse hücum felsefesine adapte olmaya yatkın oyuncu karakterleri ile. Morrisson, Bonsu ve Arroyo kısa zamanda , elde fazla alternatif olmadan yapılan transfer hamleleri ve uyum sağlamış gözüküyorlar. Dar rotasyonda oynayan takımda Serhat Çetin, Barış Hersek gibi isimlerin de kaybolmadığını, kendilerini hazır tutabildiğini görüyoruz. Kariyerinin belki de en iyi sezonunu geçiren Can Akın'ın geçirdiği talihsiz sakatlık yorumlayamayacağımız kadar üzücü oldu ama oyuncular kupayı kazandıktan sonra verdikleri demeçlerde onu unutmayarak bu işin bir ' takım oyunu ' olduklarını gösterdiler.



  Takımın belli bir karakteri var. Savunmada bir kaç level düşük oynasalar da özellikle hücumda keyif veren bir basketbol oynuyorlar. İleriye yönelik temennimiz Beşiktaş kulübünün ellerinde var olan uzun vadeli organizasyon potansiyelinden somut verim alabilmesi. Kendi basketbol salonları var, aslan gibi oyuncuların yetiştiği altyapıları var, kaliteli yerlileri bünyelerinde barındırıyorlar, basketbol bilgisi çok yüksek bir teknik ekibe sahipler. ''D-Will Rock You !'' yazımızda da zeytin dalı uzatmıştık Beşiktaş'a. Yine uzatıyoruz . Çünkü bir çizgiyi yakalamak lazım . Yaşanan her türlü çirkin duruma rağmen tepkiyi haketmeyen insanlar vitrinde. Oyuncular ve teknik ekip ! Tepkiyi hakedenlere tepkiyi verelim, ancak zamanlamasını iyi ayarlayalım ve bu tepkiyi görmeyi haketmeyen, üzülecek kişilerden ırak tutalım. Yani  yiğidi öldürelim, hakkını yemeyelim !!!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder