26 Şubat 2012 Pazar

Miras Türkcan

   NBA görmüş ilk Türk, tüm zamanlar Euroleague rebound lideri, CSKA'da Euroleague normal sezon MCP ödülü, Siena'da Euroleague Top 16 MVP ödülü, sürekli double-double maç istatistikleri ama her şeyden önemlisi istatistikler bu kadar dominant iken soyut anlamda da çok daha fazlası...

  ''İstatistiğe yansımayan katkı'' diye bir klişe laf var basketbolda. Genelde kenardan gelip takımı ateşleyen, top için yere atlayan oyunculara yakıştırılır. Mirsad için bu durum fazlasıyla geçerli ama ilginç olanı onun kadar istatistiklerde dominant başka bir oyuncuya bu kolay kolay yakıştırılmıyordur. Unics Kazan maçında da aynısını yaptı. Takımın üzerindeki ölü toprağını atmasında başrolü oynadı, 5 sayı ve 13 ribaundla. Sahanın açık ara en çok ribaund alan ismi, istatistiğe yansımayan katkıdan bahsetmek güç, Mirsad'ı anlatmak için farklı sözcük gruplarına başvurmalı.



   Performans sporculuğu vücut endekslidir. Oyuncu vücudundan medet umarak ortaya bir şeyler koyar. Genç-tecrübeli-yaşlılık dönemlerinde vücudun reaksiyonu doğal olarak farklılık gösterir. Gençliğinde çok agresif biçimde çembere gideni yaşlılığında 1 dribbling üstü şut atarken görebilirsiniz. Yırtıcılık yerini zamanla tecrübeye bırakabilir. Doğaldır, çünkü bilimseldir. Ayaklarınız yavaşlar, eski patlayıcılığınızdan uzaklaşablirsiniz.
 
   İlerlemiş yaşlarda sakatlık geçirmek daha zordur. Vücudun kendini yenileme katsayısı zaman paralelinde daha yavaşlar. Hele hele 36 yaşında ön çapraz bağ gibi cerrahi müdahele ve fizik-tedavi süreci olmaksızın sahalara dönemeyeceğiniz bir ameliyat geçiriyorsanız. Nice oyuncular ilerlemiş yaşlarda ciddi sayılabilecek sakatlıklar geçirdiğinde aktif spor yaşantılarına nokta koydular, Mirsad bu yolu tercih etmedi. Edemezdi. Kendi diyor buna izin veremezdim diye.



  Mirsad'ın ağzından 2 paragraf ile onun Türk Basketbolu adına neler sembolize ettiğiyle devam edelim  ,
Kaynak Ümit Avcı-Milliyet

Maçın sonunu kaşım kanarken bitirdim ama önemli değil ki. O noktaya geldikten sonra benim gözüm görmez bir şeyi. Kan içinde ter içinde savaşacaksın ki, kazanacaksın. Hiçbir şey kolay olmuyor. Açıkçası bu saatten sonra isteğim biraz da bizim gençlere örnek olmak. Forma için nasıl savaşılır göstermek. Emir’ler, Bogdanovic’ler, Vidmar’lar da bunu görsün ve onlar da aynısını yapsın. Bu forma onlara emanet edilecek.

Geçen yıl sakatlandığımda birçok kişi artık dönemez dediler. Yaş olarak baktığında haklı olabilirler ama ben Mirsad’ım. Yıllarca çok çalışarak iyi bir kariyer yaptım. Bu kariyerin bir sakatlıkla bitmesine izin veremezdim, vermedim. Yazın günde 9-10 saat çalıştığım oldu. Aydın Ağabey, teknik ekip, yöneticilerimiz de bana inandı, destek verdi ve yeniden döndüm. Hırs benim karakterim. Ben buyum."
 
 

  1. paragrafta profesyonel basketbolculuktan ziyade 'savaşçı' olmayı anlatıyor Mirsad. Bu her oyuncunun içinde olabilecek bir şey değil. Genetik bilimi vasıtasıyla doğuştan kabul edebiliriz. İnsanın içinde olacak. Bir kısmı bağlı olduğu Sırp/Boşnak ekolünün spora olan genetik ve ruhsal yatkınlığıyla özetlenebilir ancak tamamı değil. Bu ekolden yetişen neredeyse her bireyin spora olan bakışı kutsal ve reaksiyonları tutkulu ama Mirsad seviyesine kaçı ulaşabiliyor ?  Mirsad'ı özel kılan sebebi bilemiyorum. Yüksek konsantrasyon, kaybetmekten tiksinme gibi savaşçı ögelerini sahip olduğu yüksek basketbol bilgisi ve yeteneği ile kombine etmesi. Böyle bir parmak ucu hassasiyeti, ribaund sezgisi kaç oyuncuya nasip oluyor ? 1976 yılında potadan seken toplara ribaund sezgileriyle tepki olarak doğmuş diye betimlendi, doğru. Kaybetmeye de tepkili Mirsad, yenileceksen de erkek gibi yenil diyor. Sahip olduklarının %10'unu gençlerimize aşılayabilsek nasıl büyük bir kazanım olur anlatamam..

  2. paragrafta sakatlık işin içine giriyor. Dedik ya ilerlemiş yaşta bu tür ameliyat zor. Birçok kişi artık dönemez yorumunu yapmış, yorumu yapanlara da hak vermek lazım. Sıklıkla profesyonel sporcu ameliyatı yapan bir ortopedist bile bu yorumu yapacaktır, ancak onun kıstas aldığı örneklerden kaçı Mirsad Türkcan psikolojisinde ? 36 yaşında bu ameliyattan dönüp Mirsad'ın agresifliğinde parkeye dönmeyi kaç kişi başarabilir ? Ben 20 yaşındayım, kendi çapımda bir oyunculuk geçmişim var, uzun süreler altyapı ve düşük seviyelerde A takım oynadım, aynı ameliyatı geçirdim şimdi inanın Mirsad'dan daha yaşlı bir oyuncu gibi bir izlenim çiziyorum. Mirsad diyor, bu kariyeri tırnaklarıyla kazımış. Bir sakatlıkla da bitemezdi, bitmedi de. Fenerbahçe Ülker'in Top 8'e kalabilmek için basketbolun doğrularıyla açıklamaya yetmeyecek ögelere ihtiyacı vardı, Mirsad gibi istisnalara... Umarız Milano maçıyla kariyerinin sonlarını yeni bir apoletle süsler.



  Yazının sonlarına gelirken sıkça tekrarlamakta fayda gördüğüm bir ögeden bahsedeceğim. Mirsad ve onun gibi camiaları, taraftarı ile özdeşleşmiş savaşçılarla ilgili. Sahaya çıktıklarında kendilerini belli ölçüde kaybeden bu oyuncularımız rakip takım taraftarı tarafından fazla sevilmezler, normaldir. Kendi taraftarıyla bütünleşen, rakip taraftarın provokasyon odağı olan bu oyuncular bu tür oyundan keyif alır ve beslenirler. Kimse kimseyi sevmek zorunda değil, ama önümüzdeki örnek Mirsad Türkcan ise saygıyı sonuna kadar göstermek zorundayız. Ön çapraz bağ yaralanmasını geçirdiği gün oyundan çıkarken rakip takım taraftarının ''oh oh '' seslerini değil Mirsad KİMSE haketmiyor.

  Ortak miras diye bir kavram vardır. İlköğretim müfredatında yer alır. Kendimizden sonraki kuşaklara bıraktığımız her şey. Mirsad Türkcan basketbolumuz yeni jenerasyonu için başlı başına bir ortak miras.  Başta 4 numara adaylarının ribaunda dair olmak üzere her birimizin ondan öğreneceği çok şey var. Umarız hizmetleri oyunculuk dönemi bittikten sonra da sürer. 1 Mirsad Türkcan daha yetişmeyecek, ne kaparsak kar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder