15 Şubat 2012 Çarşamba

Hakedene Verilmeyen Değer

  Perde arkalarında bilemeyeceğimiz antreman performansları ve oyuncu koç-ilişkileri yatıyor olabilir. Bunlara rağmen bazen bazı oyuncuların hak ettiklerini düşündüğümüz süreleri alamadıklarıyla karşılaşabiliyoruz. Genç veya tecrübeli farketmiyor. Genelde yabancı oyuncuların arkasında kalma senaryosuna sıkça rastlıyoruz, üzücü bir durum.

  Gerçek hayatınızda ne tür düşüncelere sahipsiniz bilemeyiz, ancak konu basketbol olunca biraz milliyetçi olmakta fayda var. Kulüplerin yaptığı hamleler en nihayetinde ülkemiz basketboluna dökülüyor, yani basketbolumuzu doğrudan etkiliyor. '' Türk Basketbolu '' derler ya, onu kastediyoruz. Bu yüzden genç veya tecrübeli yerli oyuncuların karşılaştıkları yaklaşımlar çok önemli.

  Herkesin kafasında daha net şekillendirmek için karşılaştırmalı örnekler üzerinden gidelim. Aynı yaş grubunun 2 önemli genç oyuncusundan başlıyorum öncelikle. Can Maxim Mutaf ve Göksenin Köksal.



  Can Maxim Mutaf : Fb altyapısından yetişen oyuncu altyapıları bireysel anlamda oldukça dominant performanslar ile geçirdi. Altyapı milli takımlar seviyesinde daima yer aldı, büyük sorumluluklar taşıdı. 1.93'lük oyuncunun inanılmaz bir şut yeteneği var. Yalnızca isabetli atmasıyla değil şut tekniği, dinamiği ve mekaniği gibi alanlardaki yüksek notlarıyla mezun oluyor skorerlik bölümünden. Yıldız takımın son senesini oynarken A takımla çıkma dönemleri başladı, herkes çok sevindi, umutlandı. 4-5 senelik Fb Ülker A takım kariyerinde TBL kategorisi aldığı toplam süre 51 dakika Maxim'in !

  Altyapıda dominant oyunlar sergileyen genç oyuncular A takım seviyesine çıkarken zorluklarla karşılaşabiliyorlar. Burada özellikle sertliğe alışma konusunda önemli sınavlar veriyor. 2 numaralı pozisyonda skorer olarak oynayan bir oyuncunun işi daha da zor. Genelleme yaparsak büyük bütçeli takımlar özellikle skorerlerini yabancılardan seçerler. Ayrıca genç oyuncu altyapıda kendi yaş grubuyla oynarken çembere gittiği rahatlıkta bulamaz kendini. Ortaya ettiği penetre sonucu daha yüksekten bitirmesi gerekebilir, çok sert bir faulle durdurulabilir, kısacası ''sana bu şutu kolay kolay attırmazlar'' A takımda der antrenörler, doğrudur. Bu bakımdan Maxim'in az süre almasını etkileyen faktörler sıralanabilir. Gerek önünde özellikle yabancılar olmak üzere önemli isimlerin oluşu gerek te 2 numara pozisyonundaki bir oyuncu olarak tamamlaması gereken eksikliklerinin fazlalığı.



   Her şeye rağmen 4-5 koca sezon boyunca TBL'de alacağı süre 51 dakika mıdır böyle bir oyuncunun ? Bunun cevabının 'hayır' olduğunu duyar gibiyiz sizlerden. Her şey aşama aşamadır evet. Genç oyuncu vitrine ilk çıktığında ona topu ve direksiyonu verin demiyoruz. Aksi takdirde genç yaşta yaptığı hatalar derin özgüven sorunlarına yol açabilir. Kademe kademe sağlıklı bir ilerleyiş önemli. Önce A takımdaki ağabeyleriyle antremana çıkacak, daha sonra belki kopan maçların son bölümlerinde oynayarak A takım atmosferini soluyacak, sırasını bekleyecek. Bu sıra gelmesi için beklenir. 4-5 sezon boyunca onu yalnızca kopan maçlarda izlemek için değil ! Kimse bize Fb Ülker'in kadro şişkinliği ve Maxim Can Mutaf'ın eksiklerine rağmen ona fırsat verecek anlara sahip olmadığından bahsetmesin.

  Göksenin Köksal : Hikaye biraz daha farklı. Ülkerspor altyapılı Göksenin Köksal Fb ve Ülker organizasyonunun birleşmesi esnasında o dönemki seviyesi burayı oynamak için biraz aşağıda kaldığından dışarıda kalıyor. Yıldız takımın son senesiyle başlayan bir Galatasaray macerası. Burada pek iyi geçmeyen bir sezon, ardından bir sezon Yeşilyurt ve Galatasaray'a geri dönüş. Gerek fiziksel gerek te oyun olarak inanılmaz bir yükseliş. Başta Sinan Ömeroğlu'nun Galatasaray'ı olmak üzere onun gelişiminde pay sahibi olan insanlara teşekkürü borç bilmek lazım !



  Kontenjan oynadığı genç takım son senesini dahil edersek altyapının son yılları Göksenin için çok verimli geçiyor. Oyuncu olmak için gereken sıçramayı buralarda gerçekleştiriyor Göksenin. Yıldız ve genç milli takım seviyelerini görmeden(yanılmıyorsam) Ümit Milli Takım görüyor ( ki buna pek rastlamayız ) genç oyuncu. Altyapıda oynadığı dönemde skoru ciddi anlamda üstlenen bir oyuncuydu, ciddi şutu vardı, çembere çok net biçimde gidebiliyordu. A takım seviyesinde bulduğu fırsatları ise savunmasıyla istikrarlı hale getirdi. Aslanlar gibi savunma ; topa baskı, tam sahada guard'ı rahatsız etme, stense oturma... Bu savunma meselesi belki onun Maxim'le karşılaştırırsak şansı. Dedik ya 2 numara oynayan skorerin A takım seviyesinde gençken tutunması daha zor, ama aslanlar gibi savunma yaparak koçunuzdan süreyi kapmanız daha olası bir hikaye. Genç oyuncu yeri geldiğinde işçidir-emekçidir, bunu kimse inkar edemez. Top kullanıp, doğru shot-selection'lara gitmektense yüksek konsantrasyon, yürek ve savunma bilgisine dayalı bir yol belki daha garantili gençken !

   Ancak !!!! Paragrafın sonlarında yazdığım farklılıklar ibreyi Göksenin'in oyun tarzından yana çeviriyor olsa da 4-5 sezonda Maxim'e 51 dakika vermeyi açıklayamazsınız ! 2 sezondur vitrine sunulan Göksenin yalnızca bu yıl Top 16'daki 4 maçta 59 dakika görmüşken özellikle ! İki oyuncu da basketbolumuzun geleceği. Süre vermek, arkasında durmak gereken çok önemli cevherler. Bir tarafta Maxim'e verilen süreyi ne kadar az buluyorsak, diğer tarafta Göksenin'e hakettiği değeri verenlere iyi dileklerde bulunuyoruz. Ne takımlar ne de renkler, bakışımız Türk Basketbolu penceresinden.



  Maxim Can Mutaf erken yaşta A takıma çıktı. Kontenjan oynayarak genç takım son senesini doldurdu, A takımda pek süre bulamadı. Yanılmıyorsak yarım sezon çifte lisans ile TB2L Işıkspor'da dönemler geçirdi, burda da çok önemli istatistiklere imza attı. Sırasının geldiği dönemlerde Fb Ülker seviyesinde izleme fırsatı bulamadık. Bu dönemlerde daha erken kiralanabilirdi diye düşünmüyor değiliz. Kenarda fazla bekledi genç oyuncu. Belki de en çok oynamaya ihtiyacı olduğu anlarda köreldi. Savunması - , yapamadıkları var kabul. Bu eksiklerin üzerinde yeterince duruldu mu ? Süre vererek pratikte sağlaması yapıldı mı ???? Şu anda Mersin BŞB'de oynuyor genç oyuncu . İnişli-çıkışlı bir grafiği var, buna da şükrediyoruz belli ölçüde ama bize şu an daha yüksek noktada olmalıydı gibi geliyor, inkar etmeyelim.

  Göksenin ise kademe kademe sağlıklı bir ilerleyiş içerisinde. İyi oynuyor karşılığını alıyor, kötü oynarken aslanlar gibi mücadele ediyor, hata yaptı mı kenara geliyor, kimi zaman süresi kesiliyor, kimi zaman maçların en kritik anlarında aslan payını alacak işlere imza atıyor. Taraflı tarafsız herkes onun gibi bir genç oyuncunun vitrinde olmasını takdir ediyor. Hepimiz şu an onun yaptığı hataları tolere edebilecek şekilde yaklaşıyoruz. Çünkü biliyoruz ki onun yaptığı bu hatalara sabrettikçe uzun vadede karşılığını o ve bizler alacağız. Kazanan da o ve biz, yani basketbolumuz olacak. Kimse Göksenin'in kendine güvenenleri mahçup ettiğine, aldığı sürenin hakkını vermediğine dair en ufak bir şey söyleyemez.



  Yorum sizlerin. Ben 2 oyuncuyla da yaşıtım, karşılıklı oynadım. Bir çok faktör var dediğimiz gibi ama istatistikler de ortada. Yanlış anlaşılmasın lafım Maxim örneği üzerinden Fb Ülker'e değil. Her ne kadar genç oyuncular konusunda kadın-erkek branşlarında sabıkalı olsalar da. Benim lafım hakedene hak ettiği değeri vermeyen herkese. Genç oyuncularını veya yerlilerini skalaya dahil etmeye korkan uzun vadeli anlayışların temelini atamayan insanlara. X rakamlı bütçelerle Y oyuncu grubunu bir araya getirip somut hizmetlerde bulunamayan herkesi karşıma alırım. Yatırımların kısa vadeliliği göze fazlasıyla çarpıyor. Sözüm aman yabancı oyuncum şu kadar oynasın, şöyle istatistiğe imza atsın diyip kendi evladına güvenme cesaretini gösteremeyenlere, pota altında sertlik arayan bir kulübümüzün elinde 1991 doğumlu Sertaç Şanlı varken ona sertlik kazandırıp skor bazlı düşünceleri sineye çekmek yerine 1978 doğumlu Kaspars Kambala'ya(Kambala'yı çok severim) tonla para vermesine, senelerce emeklerin verildiği bu çocukları üst seviyelerde harcayıp atanlara.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder