3 Şubat 2012 Cuma

Euroleague'de Neler Oldu ?

   3 takımımızın da mağlubiyetle kapadığı Euroleague'de bardağın dolu tarafından bakma katsayısı şu şekilde sıralanıyor ; Galatasaray > Anadolu Efes = Fenerbahçe Ülker. Sadece bütçesine ve misyonuna göre bakınca değil, oynadığı oyun itibariyle de Galatasaray'ı en yukarı yazarken çekinmiyoruz. Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker ise sergiledikleri oyunla hepimizi çok üzüyorlar. Anadolu Efes'in bir avantajı grubundaki diğer 2 takımla beraber CSKA'nın altında sıralanmış oluşu. Yani elde ettiği kötü skorlara rağmen iddiasının fazla azalmamış olması. Fenerbahçe Ülker'e ise artık 3/3'ten başka bir sonuç fayda etmeyecek yüksek ihtimalle.

 CSKA'nın da Galatasaray'ın da sezon sayı ortalamalarını bulduğu bir maç izledik. Galatasaray için CSKA hücumunu rahatsız etmek kolay iş değildi. Nitekim hiç bir Euroleague takımı bunu onların sahasında başaramadı. Bu deplasmandan tek haneli sayı farkıyla dönmeyi başaran da yok, buna Panathinaikos ta dahil. Zaza Pachulia'nın lokavt sonrası dönüşü Galatasaray'ın pota-altındaki sertliğine büyük darbe indirdi. CSKA'nın başta Krstic olmak üzere bu bölgeyi kolay kullanması beklenmedik bir durum değildi. Galatasaray adına ise sezonun nokta atışlarından Jamon Lucas'ın iyi performansı, uzun süredir yokları oynayan Ender Arslan'ın kendine gelmesi ve Furkan'ın pota altında hızlı ayaklarını yüzü dönük oyununa dökmesi mutluluk vericiydi. Tutku'nun yokluğunda Shumpert yine kayıpları oynasa da hücum özellikle Furkan'la oynanan pick&rollar sonrası tıkanmadı diyebiliriz.



  Özellikle tepedeki kısaların hand-off üzerinden hızlı pas trafiği sonucu Furkan'ın doğru zamanlama ile yaptığı screenlere dikkat edin. Yapmadığı screenler de diyebiliriz. Çoğu zaman bu 3-4 saniyelik dilimi o kadar hızlı ve akıcı uyguluyor ki Galatasaray, Furkan hızlı aldatmacalarla içeri doğru kıvrılıp sayıya gidebiliyor. Bunu en iyi Tutku-Andric uyguluyordu esasen ama Furkan da belli ki çok şey kapıyor bu konuyla ilgili. Bahsetiğimiz hücum Galatasaray'ın her maç bir kaç kez zorladığı bir varyasyon. Genç oyuncu takımı gibi geri adım atmadan oynuyor, karşısında kim olursa olsun. Fena olmayan şut mekaniği ve üzerinde durduğunu düşündüğümüz hücum repertuarı onu ilerleyen yıllarda bir kaç level yukarıya taşıyacak umarız.

   Anadolu Efes için kötü başlanan bir maç 3. çeyrek sonunda dengeye gelmiş , adeta şimdi başlıyoruz havası vermişti. Bugüne kadar Maccabi ve Real maçlarında fena başlamayıp sonra direncini yitiren takım Yunan deplasmanında farklı bir senaryo izletti bize. 30-12'lik skandal bir son çeyrek herkesi yıktı. Maçın başında kötü başladığımız için gelen sayı farkı box and one gibi çeşitli savunma alternatifleriyle kapandı kapanmasına ama durum dengeye gelmişken skor gücü gerçekten yüksek olmayan bir 5'le final çeyreğine başlayan Ufuk Sarıca ne düşündü acaba ? Tekrar gündeme transferler geliyor, üzülmemek elde değil. Bu kadro sezon başından beri bu skorları almaya devam ederken sorunun takviye eksikliğinde olmasını düşündüren nedir ? Psikolojik faktörlerden ötürü katkı veremeyen İlievski'nin yerine Lafayette'nin kısa zamanda olumlu katkı verdiğini kabul edebiliriz belki, bardağın dolu tarafından bakılacak tek nokta olur. Efes hücumlarının kolay çözülürlüğü fazla set-offense'e kalmaktan kaynaklı gibimize geliyor. Bu bakımdan Galatasaray'ın modern hücum anlayışı Fb Ülker ve A.Efes'i geride bırakıyor bizce. Sasha Vujacic'in screen üzerinden 1e1'lerine bakan set offenseler gerçekleşmediği takdirde Kerem'in B planı olmayan pick&rollarına kalıyor. B planı olarak Anadolu Efes'e hücumda yardımcı olabilen tek isim zekasıyla ve match-up bozan oyun karakteriyle Dusko Savanovic. 4 numarada Ersan yokluğunda çok az dinlenebiliyor. Onun da rakip savunmalarla boğuşmaktan maç kazandıracak katkı veremediğini gözlemliyoruz. Bu maçta da Printezis, Antic , zaman zaman Hines'ı karşısında görünce allak bullak oldu Sırp oyuncu.



  Gelelim Fenerbahçe Ülker'e. Böylesine muhteşem bir salona yakışmayan basketbol oynayarak kaybetti sarı-lacivertli temsilcimiz. Maçın ilk 15 dakikalık bölümü bize aynı kulübün genç-yıldız takımlarının maçını anımsattı. Bir tarafta ''size'' üstünlüğünü sürekli post-up'a yığmayı başaran ve hücum felsefesinden ödün vermeyen bir takım, diğer tarafta ise kısmen daha çabuk ayaklara sahip olmasına rağmen çember yüzü göremeyen, gereksiz dribbling ve yan pas yaparak vakit geçiren bir takım. Panathinaikos FB Ülker'in pick&roll savunması zaafiyeti üzerinde çok iyi durmuş gerçekten. 24 saniyelik hücumlarda 7-8 saniye dahi kalsa isolation üzerinden Diamantidis&Batiste pick rolları oynanıyordu. Çoğu zaman Batiste'nin post-up'ına kalan bu oyun sonrası elde edilen fizik üstünlüğü sayıya veya Kaimakoglu'nun dışarıdaki boş şutuna dökülüyordu. Bu fizik üstünlüğü yalnızca 4-5 numara pozisyonunda değil, Diamantidis ve Kaimakoglu'nun eşleştiği Ukic-Jerrels ve diğerlerine de post-up olarak yansıdı. Panathinaikos FB Ülker'i taktiksel bir hücum destanıyla mı yendi ? Bence hayır. Muhtemelen çok doğru bir video analiz ve savunma kaynaklı oyun planına gösterdikleri sadakat. Unics Kazan'a sahalarında aldıkları mağlubiyet belki bunun ciddiyet altyapısını oluşturuyordu. Rakibin savunma zaafiyeti üzerinde her 24 saniye ısrarla durulan bir hücum planı. Farkı maçın başında 10'a kadar çıkarmışken Zeljko Obradovic'in Steven Smith'e pick&roll oynanan tarafı boşaltmadı diye nasıl fırça çektiğini görseydiniz vidaları ne kadar sıktıklarını anlayabilirdiniz. Fb Ülker için durum nereden kaynaklı bilemiyoruz. Hücumdaki tıkanıklığı elştirmek isterken tek sorunun Spahija kaynaklı olmadığını düşünüyoruz içten içe. En kritik mola dönüşü başarısız perdelemeler sonucu Ukic'in elinde patlayan top Kaya'nın post-up'ına kaldı. Çok ama çok yüksek ihtimalle Spahija'nın bu molada böyle bir hücum çizmediği açık ! Teorideki kurgunun pratiğe dökülememesindeki faktörler büyük ölçüde psikolojik. Gün geçtikçe Spahija-Fenerbahçe Ülker birlikteliği sorgulanıyor, sorgulanmaya da devam edecek gibi.



  Şimdi Fenerbahçe Ülker'e şu şekilde bir mucize lazım ; Geçen yıl kendisinin yaşadığı durum şu anda Unics Kazan için geçerli. Grupta 3te3 gidiyorlar ve alacakları tek galibiyet onlara yetecek. 4. maçta Milano deplasmanına gidecekler ve büyük ölçüde favoriler. Fb Ülker'in canını yakan Zalgiris maçını ve daha sonra Olympiacos ve Valencia mağlubiyetleriyle Top 8'e kalamadığı o süreci hatırlayın. Unics Kazan buna fırsat vermeyecek ciddiyette oynuyor, Milano'nunda kimseyi ısıracak gücü yok gibi. Göreceğiz. Göreceğiz görmesine de Top 8'e kalmak Fb Ülker'in şu görüntüsüyle realistik mi ? Aynı normal sezonu lider kapatmak gibi piyango olur. Gruptan çıkılması halinde çekilecek Barcelona, Maccabi kuraları final4 kapısını neredeyse kitliyor. Paragrafın başındaki cümleyi değiştirmemiz gerekir, Fenerbahçe Ülker'e mucizeden fazlası lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder