19 Ocak 2012 Perşembe

Bir Yenilginin Ötesinde ; Terapiye İhtiyaç Duyan Takım-Fb Ülker

   1.torba takımı olarak girdiği Top 16 kurasında orta/zor kararında bir kura çekmişti Fb Ülker. İstikarlı olarak bizlere aynı güzellikte görüntüler sunamadığı için sezon başından beri endişeliydik sarı-lacivertliler adına. TBL'de alınan mağlubiyet sayılarının geçmiş yıllara oranki fazlalığına Avrupa'daki iniş-çıkışlı görüntü eklenince başta taraftarı olmak üzere biz basketbolseverler tedirgindik.

  1.torba takımının 3. torba takımına bu şekilde maç vermesi realistik bir durum değil ancak asıl realistik olmayan Fb Ülker'in sezon başından beri sergilediği performans ile seribaşı olması ! Kendimizi kandırmayalım, lider çıkılan grupta işlerin ne derece karışık olduğunu hepimiz biliyoruz. 4. çıksak şükredecek haldeyken bir galibiyet sonrası büyük bir avantajı elimize geçirdik. Sezon başından beri yaşanan bütün olumsuzluklara rağmen tablo güzeldi, kayıplar minimumdu.


  Durum : Son yıllardaki yüksek derbi kazanma performansı gerilemiş, beklenmeyen kayıplar da var, Avrupa'da da iç sahada önemli mağlubiyetlerle yüzleşildi.

 Sonuç : İyi basketbolun uzun vadeye yayıldığı söylenemez ancak kaybedilmiş bir şey yok.  En nihayetinde lig play-off içeren uzun bir maraton ve Top 16'ya seribaşı olarak kalındı.


  Bu durum ve sonuçtan yola çıkacak olursak temkinli olmak gerekir. Bardağın ne dolu ne boş tarafından bakmak lazım. Yani içinde bulunulan konumu toz pembe görmeyip hatalardan ders çıkarılmalı. Asıl mesele bu noktada kısa vadeli çözümler üretebilme yeteneğine bakıyor. Bunu başarmak için hem kaliteli bir oyuncu grubu hem de kaliteli bir teknik kadroya sahip olmanız gerekir. Düzenli olarak sakatlıklar geçiren, belli oyunculardan uzun süreli katkı alamayan bir kulüp için ''takviye'' yapmak bir yol. Ancak sezon ortası takviyesi hem kolay değil hem de riskli. Özellikle taşların yerine oturmadığı, bazı oyuncuları kazanmanız gerektiği bir takıma sezon ortası yeni oyuncu getirerek işleri çözmeye kalkarsanız eldekilerden de olabilirsiniz.

 Durum 2 : Sezon başından beri savunma kabul edilebilir ölçüde düştü. Çözülemeyen sorun ise hücum. Hücumdaki durağanlık asist sayılarının azlığına direkt yansıyor. 3'lük yüzdesi yerlerde.
Oyun kurucular önemli sakatlıklardan belini anca doğrultuyor. ( Ukic,Engin Atsür) Back-up tercihi Jerrels sezon başından beri en çok tartışılan öge. Farklı pozisyondan bu bölgeye önemli katkı veren Preldzic'in durumu da iç açıcı değil. Hakan Demirel'e TBL rotasyonu dışında pek bakılmıyor.



  Spahija ve teknik ekibin bu paralelde sergilediği tutum benim çok hoşuma gitmişti. Her şeye rağmen bu oyuncu grubuyla yola devam edileceğinin her fırsatta altı çizildi. Bu durum oyunculara güven vermiş olmalıydı. Bana kalırsa koç tarafından oyuncuya karşı atılan bir adımdır bu. Bu tutum sonrası her oyuncunun performansını bir level yukarıya taşımasını beklemek sezon ortası takviyesinden daha idealist bir yaklaşım.
 

  Spahija'ya yükleniliyor. Soru işaretleri otoritelerin kafasında fazlalaşmaya gün geçtikçe devam ediyor. Bir çok sebebi var. Fb Ülker ciddi sayıda kayıp yaşadı. Olaya galibiyet endeksli yaklaşmayan Bandırma Kırmızı'nın dahi Türk Telekom'a daha çok sayı atarak yenildiği gerçeği ilk ciddi uyarıydı. Anadolu Efes mağlubiyeti sonrası TOFAŞ deplasmanından mağlup dönmek kafalara soru işaretlerini getirdi. Kazanılan Mersin, Aliağa, Antalya, Karşıyaka, Galatasaray maçlarında teknik ekibin memnun olduğunu söylemek hayalcilik olur. Oyunculardan düzenli verim alınamadığı ortada, çoğu zaman suratlarda memnuniyetsizlik, teslim olma ve özgüvensizliği yaşıyoruz dışardan bakan kişiler olarak. Bütün bunlara Spahija'nın daha önce hiç bir takımı 2 sezondan daha fazla çalıştırmadığı eklenince soru işaretleri geliyor. Acaba bu durum Spahija'nın antrenörlük kariyerinde uzun vadeli istikrar sorunsalını mı temsil ediyor ??? Fb Ülker-Spahija ilişkisinin verimliliğini ne ölçüde tartışabiliriz ???

   Euroleague'de maç kazanmak için 10 dakika, 20 dakika basketbol oynamak yetmez görüşüne katılıyordum ancak önemli altyapılardan yetişmiş bir takipçimizin şu sorusu bence daha fazla şeyi açıklıyor ; Unics Kazan dün kaç dakika iyi basketbol oynayarak maç kazandı ??? . Doğru ! Hatırlayın, Fb Ülker Gs Medical Park'ı 37 dakika kötü basketbol oynadığı bir maç sonunda 3 dakikalık kıvılcım serisi ile mağlup etti. Gs Medical Park seviye olarak Euroleague top 16 ekibi. Yani kısa süreli ekstra performans maç kazandırıyor mu evet. Bu yüzden sorunun adını farklı türde koyalım. Fb Ülker artık 10 dakika, 20 dakika iyi basketbol oynamaya bir son verip bu süreyi nasıl yukarılara taşır ona focuslanmalı.



  Unics Kazan maçı sezonun özetiydi Fb Ülker adına. Ciddi sayı farkıyla devreyi kapattığınız zaman o soyunma odasında konuşulacaklar, alınacak önlemler maç başındakinden daha bile önemli olmalı. Bu tür maçların psikolojisi ayrıdır. Altyapıda dahi bu maçların hikayeleri benzerlik gösterir. Önemli sayı farkıyla 3. çeyreğe başladığınız zaman ister istemez mental rehavet olacaktır. Sizinle aşağı yukarı aynı güçte bir takımın sayı farkını kapatmak için çok büyük bir iştahla, kaybedecek bir şeyi olmadan üstünüze geleceği, sizi ısıracağı çok açık. Buna reaksiyon göstermek zorundasınız. Sahadaki oyuncu tek başına bunu yapamaz, antrenörün ciddi uyarıları, maç içi hamlelerinin sıklığı bunda rol oynar. Spahija'nın rakibin serilerine izin verirken seyirci kaldığını düşünmüyor değilim. Ömer Onan'ın elinde patlayıp giren 3 sayılık atış maç içi alarmlardan en büyüğü değil miydi ? Hangimize güven verdi çemberden geçen o şut ? Bogdanovic'i 3.çeyrekte tamamen oturtup soğutmak, sonra ondan tekrar katkı beklemek. TOFAŞ maçında da aynı oyuncu soğukken maç topunu ona kullandırtmak hatasının tekrarı değil miydi ? Yanlışlar düzeltileceğine büyüyor, en azından dışarıdan öyle gözüküyor.

  Koç Spahija ve elindeki oyuncular gerçekten kaliteli isimler. Spahija sorunları aşarken takımından kendi kendine ayağa kalkmasını bekliyor olabilir ama bizce bu takımın coaching stili bu değil. Bu takımda bir Domercant yok. Bu takımın guardı Samoylenko tipinde değil. Jerrels kulağını çekmediğin zaman 1e5 drivelar edebilen, delici olmasına rağmen uzun süreler gereksiz dribbling yapabilen, kafası karışabilen bir guard. %100 hazır olmamasına rağmen Engin Atsür bu durumda daha çok insiyatifi hakediyor. Spahija'nın saha içindeki koçu yok, mümkün olduğunca sık ve agresif hamleler yapan bir koç olmalı gibimize geliyor.



  Dışarıdan böyle gözüküyor, basketbolsever gözüyle. Antrenörlük diplomam veya büyük iş tecrübelerim yok. Spahija ile karşılıklı bu konuları konuşsam bana çok şey katacağına eminim. Basketboldan teknik anlamda nasibini almış bir koç olduğuna güvenim tam. Eminim hayal dahi edemeyeceğim bir çok detaydan çok iyi anlıyordur. Ama onun iyi bir psikolog olduğu konusunda şüpheleri oluştu insanların. Gasper Vidmar'ın, Emir Preldzic'in hatta hiç alışık olmadığımız kaptan Ömer Onan'ın dahi yüzündeki ifadeyi görünce diyoruz ki ; Fenerbahçe Ülker'in grup terapisine ihtiyacı var. Psikiyatristliğe soyunacak kişiler ise Spahija ve teknik ekip !!!

5 yorum:

  1. 17 farkla devreye girdiğimizde, twitter'da maçın başa baş geleceğini söylemiştim. Bojan'ın unutulacağından ve farktan dolayı savunmanın yumuşayacağından emindim. farklar 12-13'lere değil de 4-5'lere inene kadar mola alınmayacağına emindim. her ne kadar kötü de olsa, ortaya akıl koyabilecek tek adam emir'in yerine bu görevin jerrels'a verileceğinden emindim. domercant ve lyday uçup giderlerken iki tane taktik faulle yavaşlatılmayacaklarından emindim. ikili oyun savunmalarında ilk yarıdaki gibi dikkatli olmayacağımızdan emindim. kısacası maçın oraya geleceğinden emindim. oraya geldikten sonra da ne olacağı belli olmazdı ve kaybettik. her maçı böyle kaybedebiliriz ne yazık ki. bizim kazanacağımız maçlar; başa baş giden ve maç sonunda darbeyi vurabileceğimiz maçlar(olympiakos, cantu, galatasaray, bilbao vesaire) olabilir ancak.

    bu kadar şeyi bekliyordum çünkü bu yazıyı ben yazmıştım. maçtan 1 hafta kadar önce: http://dipcizgi.blogspot.com/2012/01/neven-spahija-uzerine.html

    YanıtlaSil
  2. Yazdıklarınıza belli ölçüde hak veriyorum, zaten yazınızı da okumuştum, görüş paylaşmıştık point-guard mevkii üzerinde bir sorumla.

    Spahija ile ilgili soru işaretleri her zaman vardı, bu sezon başından beri düzenli olarak arttı. An itibariyle top noktaya ulaşmış olabilir, size belli ölçüde hak vermem paralelinde,
    son paragrafta takındığım tavır üzeirnden anlayabilirsiniz ki kesin veya sert dillerde konuşmamamın 2-3 sebebi var.

    1- Spahija veya bu konumdaki insanlar head-coach, ben ve bizler ise amatör olarak blog üzerinden görüş belirten insanlarız. Bir yerde bilgisi bir çok konuda benden çok daha fazla olduğu mesleki olarak kanıtlanmış insanlara çok sert ve acımasız eleştiriler getirmemeyi düşünüyorum. Çünkü bu durum bana bir konuyu benden daha çok bilen bir insanla dialoga girme çabası gibi geliyor, bundan kaçınıyorum.

    2- Benim kurduğum şu site daha çok genç oyuncu odaklı, eleştirilerin tamamının kararında kalmasına özen gösteriyorum. Ana mesele hiç bir zaman Fb Ülker, Gs Medical Park ve Anadolu Efes, aldıkları skorlar olmadı, onlara hep değindim ama dediğim gibi ana mesele olmadı.

    3- Yine 1. maddedeki koçun statüsü üzerinden basketbolun değişkenleriyle erken tahminlerde bulunmaktan hep kaçınırım. Bahsettiğiniz şeylere emin olduğunuzu söylüyorsunuz . Bunları kuvvetle muhtemel hissedebilirsiniz ama bunlara emin olmak imkansız. O sahada neler olabileceğini kestirmek ve bunun hakkında kesin konuşmak imkansız. Eminim siz Fb Ülker Galatasaray maçını son 3 dakikalık farkla kazanırken bunu hesap edememişsinizdir, aynı şekilde Bilbao maçında tamamen Jerrels ve Ömer Onan kaynaklı bireysel performansa dayalı geri dönüşleri de önceden görememişsinizdir. Çünkü bunları biz yapamayız, her şeyi hesap edemeyiz.

    Görüşlerim bunlar, önceden tahmin ettiğiniz şeylerin çıkması güzel , insana mutluluk verir bir yerde. Ama dediğim gibi basketbol bu değişkenler hakkında kesin konuşmaya, tahminler yapmaya emin olunmayacak bir spor bence. En azından bu benim görüşüm.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tüm koçlar bizden daha fazla biliyorlardır elbette ama başarı - başarısızlık ya da sağladıkları katkıyı değerlendirmek; biz ilgililere kalır. Her enstrüman çalanı iyi müzisyen, her roman yazanı iyi edebiyatçı kabul edebilmemiz için bu yeteneklerimizin olmasına gerek yok diye düşünüyorum. Birikimlerimiz, tecrübelerimiz ve ortaya çıkan ürünün etkileri bize az ya da çok eleştirme hakkı verir.

      Derdim skorlar değil. Dedim ya dün maç oraya geldikten sonra yine kazanabilirdi Fenerbahçe ama kaybetti. Olabilir. Yalnız benim emin olmamın sebebi sadece bir "hissiyat" değil. Keşke öyle olsa. Ben 4 senedir Fenerbahçe'nin İstanbul'daki her maçına gidiyorum, geri kalanını da izlemeye çalışıyorum. Solomon veya Mrsic gibi adamlarla kapıyı kapattığımız maçları yaşayamıyoruz ve bu kadro yapısıyla yaşayamayız da bunu söylüyorum.

      Ayrıca o yazıda Neven Spahija üzerinden bütün basketbol şubesini kendimce eleştiren bir tavır takınmıştım. Takımın sistemi nedir? Oyuncu tercihlerinin açıklaması nedir? Transferler ne için yapılmıştır? Hedef nedir? Fenerbahçe ne oynamak istemektedir? diye sormuştum. Son 2 yılda yapılanlar, bu sorulara yol açıyor. Ve maalesef bu soruları, cevabını bulamadığımız için soruyoruz.

      Sadece dünkü maça dönük bir beklenti ya da tahmin değildi ki Kazan'ın geri dönüşü. Takımda çok büyük bir konsantrasyon eksiği var bu 1. Basketbolda "nasılsa" diye bir şey yok, dün de gördük. Gevşediğin an cezayı kesiyorlar. Peki bu takım ilk defa mı gevşiyor? Hayır. Peki üst düzey bir kadroya sahip takım nasıl olur da bu kadar fazla maçta gevşiyor? Bunun maç öncesi ya da ikinci yarı öncesi alınabilecek önlemleri yok mudur? Oyun içinde erken veya erken demeyeyim yerinde müdahelede bulunmanın imkanı yok mudur? Peki neden hiç başaramıyordur Fenerbahçe bunu?

      Spahija sistemine, takımına güvenip; sorunun çözümünü oyunculara bırakıyor olabilir. Peki üst düzey bir sistem takımı, 17 sayı fark yakaladığı maçı(ki bunu savunma kaynaklı yapmış) bu kadar çaresizce yitirebilir mi? Hem de bu sezon ikinci kez(Olympiakos deplasmanı)

      Hep gereken dersleri aldığımız söyleniyor, hep sakatlar iyileşinde takım daha iyi olacak deniyor ama biz bir şey göremiyoruz. Fenerbahçe'nin nasıl hücum ettiğini söyleyebilir misiniz? Yani 1-2 tane böyle takım adına klasikleşmiş bir hücum seti görebiliyor musunuz? Ya da Fenerbahçe ön alanda baskı yaparak savunur, top çalmalara yönelik bir savunması vardır, ikili oyunları müthiş savunur, dış oyuncuların devreye girmesine izin vermez... Bunlardan hangisini söyleyebilirsiniz?

      Spahija iyi koç, basketbolu benden çok iyi biliyor. Ama tüm koçlar böyle zaten. Peki bunların daha iyisi, daha kötüsü yok mu? Fenerbahçe'nin ihtiyacının daha iyisi olduğunu söylemek için, Spahija kadar bilmek mi gerekiyor? Spahija geçen seneki takımın ve yaratılan sistemin koçu mu, bu seneninki takımın mı? İkisi arasında çok fark var. E bu farkı yaratan da Spahija değil mi? Skorlar önemli değil. Oturtulamayan sistemin sorumluluğunu kim taşıyacak?

      Sil
  3. Sizin de dediğiniz gibi ' az ya da çok eleştiri hakkı' veriyor tabii ki. Benim yazımda da eleştiri var . Konu Spahija'yı nasıl eleştiriyorsunuz , basketbol bilginiz ondan fazlasıyla düşüğe gelmesin. Benim yazım da Spahija hakkında eleştiri barındırıyor bünyesinde. Ancak dozajı hakkında farklı durumlar var. Emin olmak %100'lük bir orandan bahsetmektir. Örneğin Lyday ve Domercant'in iki tane taktik faulle hızının kesilemeyeceğine emindim diyorsunuz ya, buna Spahija da emindir, insiyatif alabilecek tek adam Emiri sahaya Jerrels'ın sürülmesini kesin olarak bilmek nasıl mümkün olabilir? Bu oyuncuların tüm maçlarını, senelerdir izliyorsunuz, müthiş bir şey, en azından -isimvermeyelim-bazı insanlar gibi kabaca yorum yapmıyorsunuz, AMA antreman performansı diye bir şey var,Jerrels bu süreyi Spahija'nın gözünde hakettiğinden alıyor da olabilir mesela, bunlar bizim bilemeyeceğimiz doğruluk dereceleri, biz bütün maçları izliyoruz ama Spahija onlarla yatıp kalkıyor,Spahija bilmiyor mu Emir'in aklıyla daha çok oynadığını,yani arkada yatan bir çok sebep olabilir, bunları bir yerde hiç bir zaman bilemeyiz , çünkü kazanılıp kaybedilen maçların açıklamalarında bizlerle tamamı paylaşılmıyor, paylaşılmayacak ta.

    Son 2 yılda, hatta daha öncesine gidelim son 4-5 yılda yapılanlar takdir edildiği kadar soru işareti uyandırıyor. Genele vurduğumuzda sağlıklı bir ilerleyiş diyebiliriz ama, ne dersiniz. Yani tamam Solomon'lu-Mrsic'li kadro Top 8 görmüştü. 07/08'de Top 8 görüp, 09/10'da Regular Season seviyesinde elenmek hiç kimseyi tatmin etmedi. Ama kontrol edilemeyen şeyler yine oluyor, örneğin doğru orantı yok. Siena'ya elendiğimiz maçlarda Gasper Vidmar'ın verdiği katkı nerede ,şimdiki hali nerede ? Hesaplayamıyoruz, gün geçtikçe üstüne koymasını beklediğimiz, sağlamlaşmasını beklediğimiz ögeler de sarsılabiliyor, 4-5 sene öncesine dönebiliyor. Her şeye rağmen Fb ÜLKER saygın bir Euroleague takımı oldu, sistemi bugün oturmadı, yarın oturmayabilir ama ileriye dönük kötü bir yapılanma var diyebilir miyiz, ben daha pozitif buluyorum durumu.

    Fenerbahçe'nin neler yaptığına, şunu şunu yapıyor diyip diyemeyeceğimiz gelince. Aydın Örs'le başlayan, Bogdan Tanjevic'le şekillenen, bu saygıdeğer isimlerin kulüpte parkede olmasa da devam eden görevlerinin etkisi olduğu bir ''alan savunması'' var diyebilirim. Özellikle geçen sene takım sakatlıklar sebebiyle daralan rotasyondan kötü etkilenmeden bunu iyi yapabiliyordu, herkesin 1e1 rakibi iyi baskılayıp, kolay penetreler yemediği, rakibi kötü hücumlara ittiği bir savunmamız oturuyordu diye düşünüyorum. Mesela sakatlıklar geçecek biz de şu noktalara geleceğiz görüşünde başka takımlar üzerinden karşılaştırma yapalım, o zaman evet büyük takımlarla aynı noktada değiliz ama ileriye dönük umutlu da olabiliriz belki.
    Siena sezon ortası çok önemli oyuncularını sakatlığa kurban verip, senelerdir oturttuğu sistemiyle hala çok büyük takımları dize getirebiliyor, veya çok büyük kayıplar yaşamayabiliyor, ama onların bile sorgulanacağı durumlar oluyor, bu Unics Kazan onları da deplasmanda yendi, liglerinde de mağlubiyet aldılar. Fb Ülker benzer durumda geçen yıl 3TE3'le başladığı Top 16'dan elendi, aynısı Siena'nın başına gelmezdi, doğru.

    YanıtlaSil
  4. Transferler konusunda tartışmalar oldu, her zaman olacaktır. Bir çok insanın beklentisi Jerrels'tan daha iyi bir pg'ydi. Aydın Örs Jerrels'ı, UKİC'İN yapamadıklarını yapan bir 2. guard olarak tanımladığında anlayışla karşılasakta bu oyuncu hala soru işaretleri taşıyor. Yine de sezon başından beri sadece Jerrels olmasa kazanamaycağımız bir Bilbao deplasmanı var, oyuncu tarafından bardağın dolu kısmı. Bojan Bogdanovic sezon başında çok tartışıldı, geldiği takımda 1 numaralı skor opsiyonuydu, burada 2-3 şut kaçırınca kredisinin Cibona'daki gibi olmaması yüzünden devreye giremiyordu, onu kazandı Spahija belli ölçüde. Onu kazanayım derken sezon başı tek çalışan makine Emir gitti belki, bunlar hep sorgulanabilir tabii.

    Onun dışında çok akıcı ve tekrarlanırken hiç bir rakibin çözüm üretemeyeceği hücumları kaç takım uygulayabilir. Çok verimli bir tam saha presi ancak gerçekten tıkır tıkır işleyen bir takım yapabilir. Fb Ülker hücumları oyuncular uyumadığı zaman belli varyasyonlara dayanıyor. Yani taktiksel olarak destan yazılmıyor belki ama uzun-kısa screenleşmeleri, iyi zamanlamada ortadan oynanan pick&rollar, Kaya-Oğuz'un high postta yaptığı doğru spaceingler üzerindne kurulabilen iç dış dengesi, sıkışan anlarda görülen Bojan'ın post-upı ve Tomas,Ömer Onan , Ukic hatta neredeyse her oyuncunun kendine insiyatifler yaratabildiği bir hücum akışı da yok değil. Bana kalırsa buradaki sorun yazıda da söylediğim gibi, hatta sizin de aynı düşüncede olduğunuzun farkındayım, oyuncuların coaching stilininin bu olmayışı olabilir. Bu konuda iyi bir psikolog olmadığını eleştirdik Spahija'nın. Kendi kendilerine ayağa kalkmasını bekledikleri bir oyuncu grubu değildir belki elindeki, sık müdaheleler, dediğiniz gibi rakibe seri vermeyen erken molalar, bunlar belli ölçüde tartışılabilir,
    görüşler bunlar, twitter dm'den maili atacağım, konuşmaya daha detaylı devam etmek isterim tabii.

    saygılar, sevgiler

    YanıtlaSil