2 Ocak 2012 Pazartesi

Beşiktaş-Galatasaray - İki Resim Arasındaki 4 Fark

   Beşiktaş ve Galatasaray basketbolumuzu yurtiçi ve dışında temsil eden iki büyük kulübümüz. TBL'de ilk 5 sırada varlar, Avrupa'da da Euroleague ve Eurochallenge'da yollarına devam ediyorlar. Birbirinden oldukça farklı basketbol karakterine sahip takımlar doğrusu. Bunu da sezon başından beri yaptığı işlerin farklılığıyla kanıtladılar. İki takım da saygı duyulacak oyuncular ve teknik kadroya sahip. Gelin 2 resim arasındaki 4 farka şöyle bir göz atalım.

1 - Büyük Maç Performansı :

    Galatasaray ve Beşiktaş bu konuda birbirinden fazlasıyla ayrılıyor. Galatasaray sezon başındaki Cumhurbaşkanlığı Kupası finalini saymassak Unics Kazan, Anadolu Efes, Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi kazanma şansının en az %49 olduğu maçların tamamını kaybetti. Beşiktaş ise oynadığı tüm derbilerden galip ayrılmayı başardı. Buradan Beşiktaş teknik ekibinin büyük maçlara takımı iyi hazırladığını çıkartabiliriz demek isterdim ancak Beşiktaş bu maçların tamamını iç sahada oynadığı için deplasman performansını da beklememiz gerekiyor. En nihayetinde taraftar önünde oynamak derbilerde takımları 1 adım öne çıkartıyor, hele hele Beşiktaş taraftarı gibi muhteşem bir itici gücün önünde oynamak apayrı.



2 - İş Kazaları :

 Bu konuda da Galatasaray rakibine göre iyi bir sınav vermiş gözüküyor. Sezon başından beri açıklayamayacağı bir mağlubiyet yaşamadı takım. Arasında kadro kalitesi bulunduğu takımları ezip geçti demek doğru. Beşiktaş ise kazandığı büyük maçların aksine Erdemir ve Hacettepe maçlarında açıklanamayacak kayıplar yaşadı. Bu 2 maçı da kazansalar şu an TBL liderlik koltuğunda oturuyor olacaklardı. Bu durumu kesinlikle Galatasaray teknik ekibiyle açıklamak doğru olur. Oktay Mahmuti faktörü burada devreye giriyor. Ciddiyet ve konsantrasyon onun takımının en önemli özelliği. Kendi koçluk karakterini takıma da aşılamayı başarmış. Bu tür maçlarda ilk çeyrekten itibaren ne istediğini bilen bir Galatasaray izliyoruz. Kendilerinden kuvvetsiz rakiplerine yumruğu ilk çeyrekte indirmeye çalışıyorlar. Ergin Ataman ve ekibi ise bu konuda sınıfta kalıyor. Bu tür maçların konsantrasyonu sağlanmadıkça kazandıkları derbiler anlamını yitirecek.



3 - Rotasyon :

   Bu iki takımı birbirinden ayıran en önemli nokta. Belki de 2. maddenin belli bir yüzdelik dilimini açıklıyor. İş kazalarını sık sık yaşamak bir takımın dar rotasyonla oynadığının işareti olabilir. Dar bir rotasyon mümkün olduğunca az oyuncudan faydalanabilmek anlamı taşır. Sezon 2 takım için de uzun bir maraton. Yurtiçi ve yurtdışı deplasmanları derken her maça aynı ölçüde hazırlanmak zor. Yüksek verim alabilmek için bir çok oyuncu alternatifinin olabilmesi önemli.
   Beşiktaş bir çok maçı kısıtlı kadrolarla oynadı. Sahaya 10 kişi çıktıkları maçlar oldu. 12 kişiyle çıktıkları maçta bile 4-5 oyuncusunun 0 dakika süre aldığına tanıklık ettik. Genç oyuncularını kullanmayı geçtim Adem Ören, Serhat Çetin, Barış Hersek gibi isimlerin bile süre bulamadığını gördük.
   Galatasaray ise tam aksine süreleri olabildiğince homojen dağıttı oyuncularına. Rakibin dar rotasyonuna karşılık kısa pozisyonundaki bolluk ve genç oyuncuların skalaya dahil olmasını görüyoruz. Sadece genç oyuncular olsa iyi. Asırlık çınar Haluk Yıldırım'ın bile oynayıp aslanlar gibi katkı verdiği nice maç sayabiliriz bu sezon. Furkan, Göksenin, Sertaç gibi isimler maçların önemi ne olursa olsun çok kritik anlarda önemli süreler alıyorlar. İlkan Karaman başta olmak üzere kontratlı olup başka takımlarda kiralık oynayan bir çok genç oyuncusu var Galatasaray'ın ayrıca.Sezon ve turnuva sistemlerinde başarıya uzun vadeli planlar ile ulaşılacağı muhakkak. Bu yüzden Galatasaray'ın izlediği rota daha sağlıklı.



4 - Kontrol Basketbolu - Hızlı Oyun / Hücum - Savunma :

  Galatasaray belki antrenörünün oyun anlayışından ötürü kontrol basketbolunu en azından maçların belli bölümlerinde uyguluyor. Elinde birden fazla süre verdiği point-guard olması Mahmuti'nin oyunun temposunu kontrol altında tutma isteğiyle sonuçlanıyor. Galatasaray savunma karakterli bir takım. Prokom maçını çevirirken bile savunmada yaptıkları muhteşem baskı ile geri dönmeyi başardılar. İyi savunma yaptıkça hücumda da ritmini bulabilen bir ekip.



  Beşiktaş ise temponun artmasından beslenen oyunculardan kurulu. Özellikle Deron Williams varken izlettikleri oyun Run&Gun felsefesine yakınlık gösteriyordu. D-Will'den sonra getirdikleri Arroyo da oyunculuğu bakımından bu sisteme adapte olabilecek yapıda. Erken dahi olsa doğru şutu kaldırıp atan, açık sahada fazlasıyla etkili bir takımın point-guardlığı için doğru seçim kabul edilebilir. Sadece kısalar değil Erceg, Mensah-Bonsu bu tempoya dayalı oyuna uyumlu isimler. Beşiktaş kazandığı Galatasaray ve Efes derbilerinin dışında savunmaya pek bulaşmadı. Atarak kazandı, seyir zevki bakımından seyirciyi tatmin de ederek. Şampiyonluk gibi uzun vadeli başarılar için savunma yapmak şart. Bu bakımdan Beşiktaş'ın yaptığı risk. Hele ki dar bir rotasyonla oynuyorken.

 İşte böyle. İki resim arasındaki 4 farkı büyük maç performansı, iş kazaları, rotasyon ve oyun anlayışı bakımından inceledik. Galatasaray ve Beşiktaş saygı duyulacak organizasyonlara sahipler. Her ne kadar Beşiktaş'ın geçmişten bazı maddi konularda sabıkası olsa da onları da bu skalaya dahil ediyoruz. Onların basketbolumuzda her zaman varolması çok önemli. Uzun vadede ne olur bilemeyiz, zaman gösterir. Yine de incelediğimiz 4 kulvarın 3'ünde Galatasaray daha ağır basıyor. Onların somut başarıya ulaşmasını daha olası gördüğümüz söylenebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder