29 Aralık 2011 Perşembe

Top 16 - E Grubu Galatasaray - Anadolu Efes

   Öncelikle aynı gruptan gelen takımların farklı gruplara dağıtıldığı top 16'da aynı ülke takımları da mümkün olduğunca birbiriyle eşleşmiyordu. F grubunda 3 İspanyol takımı olması bu kaideye ne kadar dikkat edildiğini kanıtlarken Anadolu Efes ve Galatasaray da aynı gruba düştüler. Şampiyonluğun en kuvvetli adaylarından CSKA ile aynı grupta olmamız bir takımımızın yola devam edemeyeceği ihtimalini güçlendiriyor. Gruptaki 2. torba takımının Olympiakos oluşu ise takımlarımız penceresinden kurayı olumlu kılıyor. CSKA Moskova ve Olympiakos'u tanıyalım.



E Grubu : 

CSKA : Son 7 yılda 6 kez Final 4 yapmayı başarmış bir takım CSKA. Bu final 4'lardan 2 tanesinde şampiyonluk gördüler. Takımın başında Zalgiris ve Litvanya Milli Takım seviyelerinde uzun dönem çalışmış Kazlauskas var. 2 sezonluk Olympiacos tecrübesi de var Litvanyalı hocanın. Sakatlığı sebebiyle takımdan uzak olan Andrei Kirilenko'nun yokluğu takımın bir vites düşürmesine sebep olsa da grup maçlarını namağlup geçen tek takım oldular. Oyun kurucu mevkiinde Avrupa'nın en iyi point-guardı desek kimsenin yadırgamayacağı Milos Teodosic var. Nenad Krstic ve Siskauskas ile birlikte 10 maçın tamamında ilk 5 çıkan tek isim Teodosic. Onun yönettiği hücumların akıcılık sorunu yok, nitekim Cska'nın maç başına yaptığı asist sayısı 20. Rotasyonları da fazlasıyla geniş ; Shved, Gordon, Lavrinovic, Vorontsevich ve Ponkrashov bu puzzle'ı tamamlayan isimler. Maç başına 87 sayı atan takım potasında 65.5 sayı görüyor. Elbette Top 16'da maçları bu kadar kazanamayabilirler ancak grup liderliğinin 1 numaralı favorisi CSKA.



Olympiacos : 2009 ve 2010 da Final 4 yapmayı başarmış Olympiacos Yunanistan'da yaşanan ekonomik kriz sonrası büyük bir darbe yedi. Ateşli seyircisine alışık olduğumuz takımın maçlarını izlerken boş koltuklardan gözümüzü alamıyoruz neredeyse. Spanoulis'in yönettiği pick&roll'ların şekillendirdiği bir hücum felsefesi var. Spanoulis yaşlandığı için vücudu da gün geçtikçe yavaşlıyor olsa da zekasıyla hala bir çok savunmayı nasıl çözeceğini bilyor. Savunmacısını screene en iyi takan oyunculardan bir tanesi. Belki eskisi kadar dikine çembere gidemiyor, yüksekten bitiremiyor ama onun yerine 1-2 dribbling geri vurup şutuna bakıyor, arkadaşlarını devreye sokuyor. Bunları bu kadar anlattık ama Spanoulis 6-7 hafta sürecek sakatlık sebebiyle top 16'nın önemli bir bölümünde(belkide tamamında) takım arkadaşlarını yalnız bırakacak. Buna pota altında Papadoupoulos'un yokluğu da eklenince Olympiacos oyuncu arıyor konuma geldi. 2. torbadan çekilip mağlup edilmesi en olası takımlardan Olympiacos ama çok ciddi bir rakip. Ivkovic'in takımını özellikle deplasmanda yenmenin ne kadar zor olduğunu söylememize gerek var mı ? Printezis bu takıma karakterini ve enerjisini aşılayan oyunculardan. Çabuk ayakları ve iyi  yön değiştirme fundamentali ile eşleşme sorunu yaratabiliyor bir çok oyuncuya. Örneğin Gs'de Songaila bu oyuncunun karşısınd yavaş kalabilir. Genç Katsielvis'te guardları rahatsız edici bir baskı yapıyor kimi zaman. Kyle Hines, Pero Antic, Gecevicius, Papanikolau takımın karakterini oluşturan isimler. Bu sezon ortalarda gözükmese de sahada olduğunda her zaman el göstermeniz gereken bir Marko Keselj de kadroda. Bir gerçek var ki Spanoulis yokluğunda bu isimlerin efektifliği büyük ölçüde düşecektir. Maç başına 78.2 sayı atan Olympiakos potasında ise 75.7 sayı görüyor.



Anadolu Efes penceresinden bakacak olursak iyi bir kura. Olympiacos 2. torbadan çekilebilecek zayıf rakiplerden bir tanesiydi, içerde dışarda mağlup edilebilir bir takım. Spanoulis sonrası hücum güçlerinin düşmesine Kinsey,Sinan ve Doğuş 3'lüsüyle büyüyecek bir Efes savunması eklenirse özellikle kısalarda büyük üstünlük kurulacak gibi. Aynısı diğer pozisyonlar için de geçerli nitekim kağıt üstünde Anadolu Efes kadrosu asla 3. torba takımı olacak bir kadro değil. Bu durum gösteriyor ki Anadolu Efes'in sorunu kendiyle. Özellikle hücumda setlerin kolay çözülürlüğü gibi bir eleştiri hakim sene başından beri. Kerem Tunçeri'nin back-up'ında İlievski olması ise düşündürüyor. İlievski kariyerine ve bu yazki performansına baktığımızda Kerem'i dinlendirmek için alınacak iyi point-guardlardan biri ancak sorunu psikolojik olsa gerek. Herhangi bir kıvılcıma ihtiyacı var bu konuda yeterli motivasyonu teknik kadro ona sağlamalı, eğer böyle olacağına inanmıyorlarsa bir point-guard takviyesi Anadolu Efes'in ilacı olur. Savanovic bireysel anlamda formunu yüksek tutuyor son zamanlarda. Barac-Batista ikilisinin formu ise düşüşte. Bunlara Ermal'in yaşadığı pota altı sorunu da eklenince Anadolu Efes Kerem Gönlüm'ün yokluğunu iyice arar konuma geliyor. Bu ve saymayı unuttuğumuz sorunlar çözüldüğünde Anadolu Efes'in CSKA ile şansları bile birbirine yakın.



Galatasaray açısından baktığımızda da çok iyi bir kura. 2. torbadan galibiyet koparabilecekleri Olympiakos'un yanında 3. torbadan da seyirci üstünlüğü kurabileceği bir takım çektiler. Anadolu Efes kuvvetine rağmen Galatasaray için iyi bir rakip bu durumda. Sahasında oynadığı 3 maçı 12 bin seyirciyle oynamayı düşünen Mahmuti bu konuda Anadolu Efes deplasmanında da belli bir seyirci desteğini arkasına alacak. Bu durumu zaten TBL'den tanıyoruz.Taraftar desteğini arkasına alan takım hem kuvvet hem de o günkü hatalarının açığını kapatabiliyor. Kadro kalitesi , tecrübesizlik gibi faktörleri ciddiyet ve seyirci gibi duygusal ögelerle kapatan Galatasaray'ın kaybedecek bir şeyi yok. Ancak tarihinde ilk kez mücadele ettiği Euroleague'de muhteşem taraftarına armağan edecek çok şeyi var. Misyonunu kısmen tamamlamış bir takım olmaları onları maçlarda kafaca rahat kılmalı, zaten Oktay Mahmuti bu tür psikolojik ögeleri takımı lehine çevirmeyi başarabilen bir koç. Kısa rotasyonunda bolluk var ancak bu seviyelerde sık oyuncu değişikliğinin yanı sıra devreye sokacağınız oyuncuya uzun süreli şans tanımak önemli. Oktay Mahmuti'nin kontrol basketbolu ekolünden gelmesi Galatasaray'ın yok yere vitesini düşürebiliyor bazen. Zaza'nın takımdan ayrılması sonucu takım sertliğini yitirdi potaaltında. Sertaç bu bölgeye monte edildi, genç oyuncudan çok şey bekliyoruz ama özellikleri bakımından bu sertliği henüz verebilecek bir uzun değil. Songaila'nın durumu da ortada. Takviye muhtemelen potaaltına gelecektir. 


İki takımımız açısından da iyi kura ama gerçekçi olmak lazım 2 takımımızdan 1'inin yola devam edemeyeceği kuvvetle muhtemel. CSKA gerçeğini inkar edemeyiz. 3 takımla Top 16'da ayrı gruplarda bu bayrağı taşımayı isterdik ancak durum bu. Muhteşem taraftarı ve saygıdeğer koçuyla Galatasaray organizasyouna inancımız tam. Basketbolumuzun asırlık çınarı Anadolu Efes'in kurduğu muazzam kadronun hakkını verecek sonuçlara imza atmasını bekliyoruz artık. 18 Ocak'a kadar hem takviye hem de hataların üzerinden geçmek için yeterli vakit var. İki takımımızın da yolu açık olsun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder