3 Aralık 2011 Cumartesi

Sakatlık Sonrası

  Her sporda olduğu gibi basketbolun doğasında da sakatlık var. Hele profesyonel sporculuk yapıyorsanız bu risk daha da artıyor. Bugün size sakatlıktan sonraki sahaya dönüş sürecinden bahsetmek istiyorum. Gerçekten üzerinde durulması gereken bir konu. Büyük camiaların sağlık ekipleri kulvarında da bir yarış içerisinde olduklarını varsayarsak başarıya giden yolda çok önemli bir detay bu.

  Sakatlıkların ciddiyeti elbette değişken. Kimisi cerrahi müdahele olmadan sporcunun sahaya dönmesini olanaksız kılıyor. Kimisi ise sporcunun belli bir süre kendini dinlendirmesinin ardından eski kuvvetine dönmesiyle çözülebiliyor. Cerrahi müdahele gerektiren sakatlıklar sporcuda bir çok açıdan somut gerilemelere yol açabiliyor. Bu gerilemeler fiziksel ve psikolojik olarak incelenebilir. Bir bağ veya menisküs ameliyatının sonrasında başlayan fizik - tedavi süreci ilk olarak sporcunun sakatlık öncesindeki kas kuvvetini geri kazanmasına endeksli. Bu kas kuvveti geri kazanıldıktan sonra sıra eklem hareketliliği ve denge durumuna geliyor.  Örneğin iki diz arasındaki kas kuvveti ve esneklik birbirinden farklıysa bu sporcunun tekrar sakatlanma katsayısının daha yüksek olduğu anlamına geldiğinden tehlike yaratıyor. Bu konu üzerine Fenerbahçe Dergisi'nin Eylül ayı sayısında uzun yıllar Fb Ülker'de fizyoterapistlik yapmış, halen de 12 Dev Adam'da bu görevi sürdüren Murat Çağlar ile bir röportajım yayınlandı. Size bu röportajdan belli bilgiler vererek devam etmek istiyorum.



 Psikolojik faktörlerin sakatlık sonrası varolduğuna Murat Çağlar fazlasıyla inanıyor. Güncel bir örnekle bunu açıklayalım. Roko Ukic bu yaz stres kırığı ameliyatı geçirdi. Geçtiğimiz yıl final serisinde Galatasaray'a karşı oldukça efektif bir performans sergileyen oyuncu yazın geçirdiği ameliyat sebebiyle Avrupa Şampiyonası'nda Hırvatistan formasından mahrum kaldı. Bütün yazını ameliyatın izlerini silmeye harcayan Ukic'i sezon başında tanınmaz halde bulduk karşımızda. Evet sahadaydı, yani oynayabilecek durumdaydı. Ancak ameliyat sonrası süreç onda gözle görülür bir düşüş meydana getirmişti. Bir oyuncu düşünün, sahaya çıktığında aklı ilk olarak ameliyat geçirdiği dizinde . Acaba patlayıcı kuvvetim eskisi kadar yüksek mi, bu pozisyonda yırtıcı penetre edebilir miyim gibi sorular muakkak kafasının içinden geçiyordur. Tedavi sürecinin niteliği dışında zaman da bu durumun ilaçlarından biri. Sezona kötü başlayan Ukic'in en önemli özelliği olan penetrelerinde hissedilen düşüş maçlar oynadıkça alıştığımız seviyeye yaklaşıyor. Direkt olarak sayı amaçlı çembere gittiği agresif penetrelerine yeniden tanıklık etmeye başladık. Bu durum gösteriyor ki sakatlığın fiziksel olduğu kadar psikolojik etkisi de var oyuncu üzerinde. Sonuçta sporcular da insan, makine değiller. Ameliyat sonrası tedavi süreci bitince hiç bir şey olmamış gibi o sahaya çıkıp eski performanslarını hemen sahaya yansıtmalarını kim bekleyebilir ki ?

 

   Yine Fenerbahçe Ülker'li bir diğer oyuncu Gasper Vidmar'dan devam edebiliriz. Dizdeki en ağır ameliyatlardan birini geçirdi Sloven oyuncu. Ön çapraz bağ ameliyatı. Şanssız sakatlığı geçirmeden önce sezona muhteşem başlamıştı geçen yıl. İtiş-kakışın en çok yaşandığı potaaltını karartan bir oyun sergiliyordu. Sakatlığın ardından eski direnç ve sertliğini yeni yeni kazanabiliyor. Kendini yeniden bulduğu bu dönemde yaptığı hatalar normal karşılanmalı. Örneğin pick&roll savunmasındaki zaafları, çember altında bitiremediği kolay toplar, verdiği ribaundlar. Neredeyse yarım yılını aşkın süreyi 3e3, 4e4, 5e5 basketboldan uzak geçirmiş bir oyuncunun akıl ve vücut performansının bir anda normale dönmesi kolay değil. Basketbol anlık kararların büyük rol oynadığı bir oyun. Dolayısıyla aklınızdan geçenleri eyleme dökecek süre oldukça kısa. Sakatlık teorik-pratik(aklından geçeni vücudunla sahaya aktarabilme) arasındaki uygulama süresini uzatan faktörlerden biri.


   Özetle sakatlık sonrası zahmetli bir süreç. Doktor-terapist-oyuncu üçgeninin iç açılar toplamı 180 etmeden oyuncu eski performansına kavuşamayabilir. Hatta Murat Çağlar kimi zaman bunun bile yeterli olmadığını, psikologların devreye girmesi gerektiğini bile savunuyor. Ne kadar zor bir durumdan bahsettiğimi hayal edin. Dileriz ki hiç bir sporcu sakatlık geçirmesin, ekmek yediği sporu sağlıklı biçimde sürdürebilsin. Şu bir gerçek ki kafa ve vücutça hazır sporcuları sahada izlemenin keyfi ayrı...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder