5 Aralık 2011 Pazartesi

Point-Guard Olmak

 


   İzlemiş olduğunuz video geçtiğimiz yıl ülkemizde düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası çeyrek final maçından. Sırbistan ve İspanya karşılaşıyor. Videoda Marko Keselj'nin 3'lüğüyle biten Sırbistan hücumunu görüyoruz. Bizce bu hücumdan çıkarılabilecek çok ders var. Dilerseniz bunlarla başlayalım.

 1- Milos Teodosic : 

   Videonun ana hazırlanış amacı Milos Teodosic üzerine kurulu. Nasıl point-guard olunacağı konusunda önemli bir ders veriyor bu hücumda. 24 saniyelik Sırbistan hücumunun başında topu getiren Teodosic ilk pası forvete çıkan Keselj'ye veriyor. Hücumda ilk amaçlanan şey Krstic'in post-up'ına bakmak. Ardından Keselj'nin pota altından yalancı bir katını görüyoruz. İyi savunmayla karşılaşan Krstic kötü hücum ediyor. O bölgeyi karıştıran Savanovic'te yediği blok sonrası topu Teodosic'e çıkarıyor.

   Bu ana kadar hücumda eline top değmemiş Milos Teodosic topla buluşur buluşmaz hiç zaman kaybetmeden topu Keselj ile buluşturuyor. Buradaki pasın veriliş açısı ile tercihte karar kılma hızı gerçekten mükemmel. Üst düzey bir point-guardda olması gereken bir özellik kesinlikle. Herhangi gereksiz bir dribbling yapmadan, uzak mesafeden panik ve zorlamayla atılacak bir şut tercihine gitmeden topu en şutör oyunculardan biriyle buluşturuyor Teodosic. Oyunun içinde olmak işte bu. Elinize ilk kez top değdiği bir hücumda hiç vakit kaybetmeden skor için en doğru yolu bulabilmek. Topsuz oyun esnasında nasılsa bu hücum bana gelmeyecek diye düşünüp saklanmak ta var, bunu yapan oyuncular üst-düzey point guardlığın bir ilkesini yerine getirmemiş olurlar.

2- Dusko Savanovic - Marko Keselj :

   Videoda vermek istenilen ana mesaj Teodosic üzerine kurulu olsa da Savanovic ve Keselj'den de bahsetmeyi uygun gördüm.  Savanovic bence bu başarılı offense'in görünmez kahramanlarından. Teodosic ilk pası verdikten sonra top Krstic'e inerken foul -line üzerinde yaptığı bir screen var. Bu screende eliyle Teodosic'e gitmesi/durması gereken yeri işaret ediyor. Ardından Krstic zorlaması sonucu top kendine geliyor. Bloğu yedikten sonra üstelemeyen oyuncu Teodosic'le topu buluşturuyor ve durduğu yer Teodosic'in pasının Keselj'ye gitmesine de olanak sağlıyor. Gerçekten bu oyundaki cinlikleri iyi bilen bir oyuncu Savanovic. 

  Teodosic'in pasını mükemmel kılan son halka ise Marko Keselj. Keselj'nin oyun karakterinde şutörlük en ön planda. Bu hücumda da şutör oyuncuda olması gereken önemli özelliklerden birini sergiliyor. Şutu atmadan önce dışarı açılırken eliyle topu istediğini gösteriyor Keselj. O pası istemek guardla olan iletişim açısından büyük rol oynuyor. Teodosic'in takım arkadaşının topu istediği yere atma süreside minimum olunca kusursuz bir pas ortaya çıkıyor.


    Üst-düzey oyuncuları iyi oyunculardan ayıran detaylar gerçekten çok küçük. Kötü hücum edilmiş bir 24 saniyede 1-2 saniyelik bir kesitten 3 paragraf boyunca bahsetmem bunu özetliyor sanırım. Bu 1-2 saniyelik hücumun bütün 24 saniyeyi olumlu kıldığını göz önüne alacak olursak basketbolda bazı üst düzey maçları niçin ufak detayların belirlediğini daha kolay anlayabiliriz.









2 yorum:

  1. Muhteşem bir blog yapıyorsunuz, bugün ilk defa okudum ve inanılmaz beğendim, oyunu daha farklı bir gözle izlememe sebep olacak detaylar var. Siz yazmaya ben okumaya devam!

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim, yeni bir siteyiz, altyapıda uzun seneler oynadığımız için farklı bir pencereden bakmaya çalışıyoruz olaylara..

    Güzel yorumunuz için tekrar teşekkürler..

    YanıtlaSil