22 Aralık 2011 Perşembe

Genç Oyuncu Yol Ayrımı 2.Dosya - 12 Dev Adam ve Anadolu Efes'in Savunma Karakteri

   Genç oyuncuların yaşadıkları yol ayrımı üzerine 4 farklı oyuncuyla örneklediğimiz yazımızı hatırlıyorsunuzdur. Bu konuda örneklerin sınırlı olmadığını belirtmiştik. Bugünkü yazımızda Anadolu Efes'in ve 12 Dev Adam'ın savunmasıyla ön plana çıkan üyeleri Sinan Güler ve Doğuş Balbay'ı konu alacağız. Sinan ve Doğuş önemli Amerika tecrübelerine sahip isimler. Burada aldıkları basketbol eğitimi onların oyunculuğunda büyük paya sahip.  Diğer bir ortak noktaları ise savunma. İki oyuncuyu da düşündüğümüzde akla ilk gelen şey belki. Oynadıkları takımın savunma karakterinin şekillenmesinde büyük rol oynuyorlar. Topa yaptıkları baskı olsun, aldırmama müdafaası olsun büyük enerji katıyorlar takımlarına. Bu durum hücuma da olumlu yansıyor.



  Sinan Güler ile başlayalım. Onun hikayesi biraz daha ekstrem. Amerika'da kolej basketbolu denince akla ilk NCAA geliyor. Ncaa 3 seviyeden oluşuyor. İlk seviyenin takımları daha kuvvetli takımlar. Bu durum okulun sahip olduğu olanaklar ile organizasyon ciddiyetini doğru orantılı açıklıyor. Bir de NAIA seviyesi var. Yine NCAA gibi üniversite atletik organizasyonlar kurumu. Basketbol seviyesi olarak NCAA 2 ile aynı paralelde olduğu söyleniyor. NAIA'da daha çok özel okullar var ve NCAA standardlarına yakın okullar değiller yani seçicilik kriterleri az olarak yorumlanabilir. Bu seviyenin geçmiş yıllarda ciddi sayıda oyuncu çıkardığına resmi sitesi linkinden ulaştım ama günümüzde durum böyle değil. (Link için ; http://naia.cstv.com/sports/m-baskbl/spec-rel/091005aaa.html )



  İşte böyle bir seviyeden çıkmış Sinan Güler. Yakın dönemde buradan çıkıp en üst seviyelere erişmiş oyuncu olarak kabul edilebilir. Eriştiği seviyenin oyuncuları görkemli altyapı kariyerlerine, bu seviyelerde sayısız milli takım tecrübelerine sahiper. Milli takımın saygın bir parçası olup Dünya 2.liği görmek, Anadolu Efes gibi Türk Basketbolu'nun asırlık çınarında rotasyonun önemli parçası olmak, Euroleague oynamak gibi kavramları başaranlar genelde bu profilden geliyor. Örneğin Ender Arslan. Sinan ise gelişimini daha geç tamamlayan oyuncu kategorisinde. Profesyonel kariyerine Beşiktaş A Takımı'nda başlıyor ama burada çok kısa süre oynuyor. NCAA gibi bir organizasyona gitmek için profesyonel kontratlı olmamak lazım sorusu aklınıza geliyorsa bunu da açıklayalım. Salt Lake Community College NCAA'in bu kuralına sahip olmayan bir oluşum, yani bu durum Sinan'ın okuduğu/oynadığı Division için geçerli değil. Gelişimine gelince Amerika'nın bunda payının büyük olduğunu, bahsettiğimiz savunma özelliği üzerine buradaki dönemlerde eğildiğini söylüyor. Burada özellikle fiziksel gelişimi üzerinde başarılı bir sınav veren Sinan bu seviyelerde sahada olabilmek için işin savunma boyutuna yönelmesi gerektiğini farketmiş. Türkiye'deki altyapı dönemlerinde hem oyun hem fiziksel durum olarak bu seviyeler kendisi için hayalken, başarılı geçen Amerika macerası sonrası kendini bir kaç level atlamış bir oyuncu olarak bulmuş. 2 yıl Salt Lake Community College ile NJCAA tecrübesi, daha sonra ise Carrol College ile ülke çapında elde ettiği önemli başarılar bunun temelini oluşturuyor. Amerika eğitimi tamamlandıktan sonra Altar Tunçkol'lu Daçka ve altyapısında yetiştiği Beşiktaş'ın A takım seviyelerinde kendini kanıtladığı sezonlar. Bu kendini kanıtlayış süreci ona Anadolu Efes ve Milli Takım kapılarını araladı. Düzenli artış gösteren bir oyunculuk grafiği. Genç oyuncuların yaşadığı yol ayrımında Amerika'yı seçenlerin bir zaferi daha !

  Doğuş Balbay'ın durumu biraz daha farklı. Fenerbahçe altyapısında yetişen genç oyuncu çok daha görkemli bir altyapı kariyerine sahip diyebiliriz. Altyapılarda daima üst takımlarla çıkmış, milli takım seviyelerine kabul olmuş geleceği parlak görülen bir isim. Lise için gidiyor Amerika'ya. Daha sonra NCAA 1.Division'un iyi okullarından Texas macerası. Atletizmiyle tanınan Doğuş savunma konusunda bir eksper haline geliyor adeta. Big 12 konferasında yılın savunmacısı ödülü, 2011 yılının en değerli uluslararası öğrencisi gibi göğüs kabartan ödüller. Bir çok antrenör ve otorite tarafından topa baskıyı en iyi yapan point-guardlardan biri olarak gösterilmesi ayrı bir gurur kaynağı. Burada yaşadığı tecrübe esnasında merak ediyorduk acaba dönünce nasıl bir Doğuş izleyeceğiz diye. Eurobasket'11 öncesi onu aday kadroda görmek beklentilerimizi yükseltmedi değil. Heyecanlıydık çünkü Türk Basketbolu yetiştirdiği yeni bir point-guardı arenaya sunmak üzereydi. 2011 NBA draftında seçilmedikten sonra bir çok Avrupa takımıyla görüştü, Anadolu Efes ile 3 yıllık kontrat imzaladı. Amerika yolunu seçmesi onu profesyonel olarak üst bir seviyeden başlattı. Anlayacağınız bu yolu seçmesi yanına kar kalan bir Türk genci daha.



 Atletizm, ayak çabukluğu , savunma bilgisi, konsantrasyon ve disiplin. Bu 5 öge de fazlasıyla mevcut Sinan ve Doğuş'ta. Sinan fiziksel olarak daha uzun ve geniş bir oyuncu olduğundan 2-3 numaraları da savunuyor. Hırçın bir aldırmama müdafaası yapıyor çoğu zaman. Ancak ayakları point-guardları tam sahada baskılayacak kadar da çabuk, bu görevi de yürütebiliyor. 2010 Dünya Şampiyonası'nda özellikle Fransa maçında yaptığı muhteşem savunma halen akıllarda. En yüksek skoruna da en iyi savunma yaptığı maçta ulaşması onun oyunculuğunu özetliyor. Savunma karakterli bir milli takımımız var, bu puzzle'ın en önemli parçalarından. Anadolu Efes'te de Kinsey ve ile birlikte takımın savunma direncini yükselten en önemli isim. Bu alanda Doğuş Balbay da onlara ciddi katkı veriyor.

Sinan Güler'in savunmasıyla ön plana çıktığı Fransa maçı özeti-Eurobasket'11

  Doğuş'u düzenli olarak izleme fırsatını yeni yeni buluyoruz. Guard savunması yapmak gerçekten çok zor bir iş. Bir kere geçildiniz mi sizi arkasına takabilecek, yanınızdayken size faul aldırabilecek çok zeki hücumcular var. Rakibin karşısında ayak çabukluğu ve doğru duruş açısı ile kalabilmek çok önemli. Hakemler faul sertliklerine farklı ölçülerde reaksiyonlar verdiğinden dikkatli olmak zorundasınız. Doğuş gerçekten rakip oyuncuyu çok rahatsız edecek, yüksek baskılı bir savunma yapıyor. Stens kaymasının yanı sıra ellerini de kullanıyor. NCAA 'de aldığı bireysel savunmacı ödülleri onun üst seviyelerde de bu savunmayı sürdüreceğine inanmamızı sağlıyor. 12 Dev Adam ilk 12'sini bu yaşında zorladı ve ileride şans gelirse özellikle savunma adına çok ciddi katkılar vereceğini kanıtladı. Anadolu Efes'te daha çok TBL rotasyonunda hatrı sayılır süreler alıyor, gün geçtikçe rolü daha da önemli hale gelecek kuşkusuz.


Doğuş Balbay Big 12 Defensive Player of The Year

   Savunmasıyla ekmek yiyen çok önemli isimler var Dünya Basketbolu'nda. NBA'den Bruce Bowen, Thabo Sefolosha Avrupa'dan Diamantidis akla gelenleri. Bu iş bir kompozisyon. Sinan Güler'ler savunma yaptıkça İbrahim Kutluay'lar daha iyi şut sokar, Serkan Erdoğan'lar şut sokunca Doğuş Balbay'lar guardları daha iyi baskılar. Her oyuncunun belli özelliği ön plana çıkabilir. Takım kimyasına enjekte edince basketbol ne sadece hücum oyunudur ne de sadece savunma. Bizim basketbol kültürümüz özellikle son 10 yılda geliştirdiğimiz baskılı bir alan savunmasına dayalı diyebiliriz. Böyle bir ekolü sürdüreceksek Sinan ve Doğuş gibi önemli savunmacıların varlığı şart.

  Benzer yollardan geçmiş iki oyuncudan bahsettik. Ortak noktaları çok fazla, özellikle de savunma konusunda. Akademik anlamda geçtikleri yolları da incelemekte, dersler çıkarmakta fayda var. Milli takımımızın, Anadolu Efes'in savunma karakterini oluşturan Sinan Güler ve Doğuş Balbay'ın 2 güzel savunma kaynaklı basketi ile veda edelim size.

4 yorum:

  1. Yine çok güzel yazı olmuş. Yalnız benim bu NCAA konusunda kafam karışıktı bu yazı vesilesiyle sorayım.

    1-)NCAA 2 seviye demişsiniz ama benim bildiğim kadarıyla 3 Division, toplam 342 takım var. Bu NAIA acaba 3.Division'mı oluyor?

    2-)Ben mi fazla karıştırıyorum yoksa hakikaten karışık bir organizasyon mu var NCAA'de?

    3-)NCAA, Amerika çapında 25 spor dalını içeren ACC organizasyonunun basketbol dalı mıdır? Ben öyle anladım okuduklarımdan.

    4-)Bu Big 12 kurucu okullar mı? ACC Basketball sitesindeki puan durumunda bu 12 takım var. Neden sadece onlar var anlayamadım, bu durumda bu okullar konferansların dışında, bir tür ''Biz biraz fazla iyiyiz, o yüzden ayrı takılıyoruz'' organizasyonu mu kurmuşlar?

    Çok soru sordum, şansımı deneyeyim dedim, NCAA organizasyonu hakkında bilginiz varsa ve paylaşırsanız çok sevinirim :) Ben internette biraz okumaya çalıştım ama kafam karıştı, detaya da inemedim.

    YanıtlaSil
  2. 1- Ncaa evet 3 seviyeden oluşuyor, yalnızca ilk 2 divisionda burs sağlanabiliyor sporculara. Kilit nokta burası. NAIA ise daha farklı bir Division, NCAA'e nazaran daha çok özel okulların, NCAA standardına yakın olmayan standartların varolduğu bir oluşum ve burada ''basketbol seviyesinin'' NCAA 2 ile paralel olduğu söyleniyor. Soruya bu açıdan bakınca benim yazımda bir bilgi yanlışı var, kısa zamanda düzeltmesini yapmalıyım.


    2- yani siz fazla karıştırmıyorsunuz, bir üniversite ligi için fazlasıyla profesyonel bir oluşum olduğundan ''karışık'' diye nitelendirebiliriz.

    3-NCAA sadece basketbol dalı değil, NCAA'e bir çok spor dalı dahil, sayı 25'mi bilmiyorum. NCAA '' Amerikan Kolej Sporları Kurumu'', Türkçe olarak sinonimi budur.

    4- NCAA'de bir çok konferansta bir çok önemli takım var, Big 12 bu konferansların en önemlilerinden. Şöyle konferanslar da var, Pacific10, Big 10, bahsettiğiniz ACC gibi..

    Ne demek istediğiniz kadar soru yöneltebilirsiniz. Bildiklerim bu yönde, umarım yanılmamışımdır ve yanlışa sürükleyici bilgi vermemişimdir. Aydınlatıcı olmuştur umarım.

    YanıtlaSil
  3. Gayet açıklayıcı olmuş teşekkürler:)

    O kadar çok takım ve konferans var ki, insanın kafası karışıyor. Şimdi biraz daha okuduğumdan anladığıma göre bu March Madness olayı da Division 1 şampiyonunu belirlemek için yapılıyor. Umarım yanlış anlamamışımdır :)

    YanıtlaSil
  4. NCAA, National Collegiate Athletic Association;
    NAIA, National Association of Intramural Athletics

    A.B.D.'nin üniversitelerarası spor faaliyetlerini örgütleyen iki ayrı kurum. NCAA, sizlerin de söylediği gibi, 3 ayrı seviyeye (division) sahip.
    Okulun eğitim düzeyi, öğrenci sayısından, spor salonlarının büyüklüğüne kadar birçok değişik kritere göre, seviyeler belirleniyor. Bazen, okulların seviyeler arasında, kriterlere uymaları şartıyla, geçiş yapmalarına izin verilir. Tabii ki, bir üst seviyeden, daha aşağıya geçen okullar da vardır.

    NAIA ise, daha çok küçük nüfuslu şehirlerin, küçük nüfuslu üniversitelerini içeren ve ürettiği gelir boyutu olarak NCAA'in bir hayli gerisinde olan bir kurumdur. NAIA'in basketbol seviyesinin bugünlerde NCAA'in Div. II seviyesinde olduğu söylenmektedir.

    YanıtlaSil