2 Aralık 2011 Cuma

Euroleague 7.Hafta - Ekiplerimizden 3'te2

  Euroleague'deki 3 takımımız için de önemli bir haftaiçiydi. Haftasonu ligdeki maçlarını kazanmış takımlarımız top 16'ya kalma yolundaki mücadelelerine iyi sonuçlar alarak devam etmek istiyorlardı. Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker galip gelerek top 16'ya doğru önemli adımlar atarken Galatasaray Medical Park Unics Kazan'a yenilerek 3.lük şansını zora soktu.

  Anadolu Efes ile başlayalım. Lokavtın bitişiyle grubundaki takımlardan Partizan Pekovic'i, Maccabi Jordan Farmar'ı, Milano Gallinari'yi, Real Madrid Rudy Fernandez'i kaybedecek. Efes ise Vujacic'in yanında Ersan'ı da tutmayı başarabilseydi kağıt üstünde rakiplerine daha da büyük avantaj sağlamış olacaktı. Bu hafta rakipleri Belgacom Spriou idi. Sezon başından beri yaşadıkları sorunlara rağmen tek izahı olmayan mağlubiyetlerini bu takımdan almışlardı. İstanbul'da Kerem Tunçeri'nin sakatlandığı maçta rakibine kaybettiklerinden bu maçtan mutlak galibiyet almaları gerekiyordu. Bu galibiyet iyi bir savunmayla geldi Belçika'da. İlk üç çeyrek farkı çift haneler ve yakınında muhafaza eden temsilcimiz son çeyrekte kontak kapatsa da zora soktuğu maçı 66-62 kazanmasını bildi. Dusko Savanovic ve Stanko Barac'ın son haftalardaki yükselen performanslarını sürdürdüğü maçta Vlado İlievski mental sorunları aşamadığından yine az katkı verdi. Kerem Tunçeri asistleri ile hücumu yönetirken Vujacic'te kendini çok sıkmadan çift haneli skor yaptı. Anadolu Efes bu galibiyetle top 16 ışığını ''Ufuk'ta'' görmüş oldu.


   Galatasaray Medical Park ise ilk maçta bizi şaşırtarak mağlup olduğu Unics Kazan deplasmanındaydı.  Rakip Unics Kazan istikrarlı çizgisini sürdürmekle kalmayıp bir de Montepaschi Siena deplasman galibiyeti ile belki de sezonun en büyük sürprizine imza attığından moralliydi. 4 sayıdan yüksek farklı kazanmamız halinde grup 3.lüğü şansımızın süreceği karşılaşmadan kötü bir basketbolla mağlup ayrıldık. Başabaş bir ilk yarı oynadıktan sonra hücumda çözüldük ikinci yarı. El göstermemize rağmen Domercant'in soktuğu şutlar, Kazan'ın penetreler ile ortayı delip bulduğu sayılar savunmamızı düşürünce mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Zaten Galatasaray savunma karakterli bir takım her şeyden önce. Savunmada vites yükseltmediği zaman hücum kalesi de düşebiliyor. Takımın 72 sayı yemesi esasen normal, genelde diğer maçlarda da aşağı yukarı bu civar sayılar yediler. Ancak ürettiğimiz 61 sayı en düşük performansımızdı hücumda.

  Zaza Pachulia'nın son maçıydı bu arada. O gidince pota altındaki sertliğin biraz daha düşeceğini ve Galatasaray'ın buna önlem alması gerektiğini hatırlatalım. Galatasaray Medical Park'ın aldığı mağlubiyete rağmen gruptan çıkması için sahasındaki Union Olimpija galibiyeti yetecek gibi duruyor. Eğer Olimpija ekstra bir Unics Kazan galibiyetine imza atmassa tabii.  Euroleague'de ilk sezonunu geçiren temsilcimiz için top 16 çok realistik bir hedef ve bunu başarmaya da yakın duruyorlar.



  Fenerbahçe Ülker ise kazanması halinde çok büyük bir avantaj elde edeceği maçta Olympiakos'u devirmeyi başardı. İlk çeyreğe biraz tutuk başlamasına rağmen ikinci çeyrekten itibaren ipleri eline alan temsilcimiz üstünlüğü bir daha rakibe bırakmayarak sahadan galip ayrılmasını bildi. Üçüncü çeyrekte farkı 10 sayılara çıkartmasına rağmen iyi oynadığı basketbolu periyotların tamamına yaymakta sorun yaşayan sarı-lacivertli ekip son bölüme 3 sayı farkla önde girebildi. Son çeyrekte ise Fenerbahçe Ülker fırtınası vardı. Seyircimizin büyük desteğine oyun kurucuların devreye fazlasıyla girmesi eklenince 16 sayılık skor farkıyla ikili averajı da elimize geçirdik. İlk Olympiakos maçında Spanoulis'in pick&roll savunmasında zorlanan temsilcimiz bu maçta daha iyi bir sınav verdi. Hakemlerin bazı faul olmayan show-up temaslarında aleyhimize düdükler çaldığını da es geçmeyelim. Sezon başından beri Fenerbahçe Ülker savunmasının kabul edilebilir oranda gerilediğini, ancak hücumunun ağırlığını fazlasıyla hissettiren bir düşüşte olduğunu söylüyorduk. Hücumdaki bu tıkanıklığın sebebi oyun kurucuların her 2'sinin de tutuk ve istikrasız performansıydı. Ancak bu maçta harika bir oyun ortaya koydu Ukic-Jerrels ikilisi. Ukic'in bunun da üstüne çıktığı bir performans Fenerbahçe Ülker ideal hücumlarını şekillendirir. İkili toplamda 33 sayı 7 asistle önemli bir istatistiğe imza attılar. Bu sezon bazı maçlarda çok düşük asist sayılarına ulaşan Fenerbahçe Ülker'in ( Caja Laboral maçı 5 asist, Cantu maçı 6 asist) bu maçta oyun kurucuları yardımıyla topu daha iyi paylaştığını gördük. Ayrıca sezon başından bu yana Bilbao maçını saymassak en iyi son çeyrek performansına imza attı takım. Üstelik bu maçtaki efektif son çeyrek performansı basketbolun doğrularına daha çok dayalıydı. Bilbao maçındaki geri dönüşte Jerrels'ın bireysel yeteneğine dayalı sayılar büyük rol oynamıştı hatırlayın.




  Böylece Fenerbahçe Ülker Sefolosha'ya da güzel bir biçimde veda etmiş oldu. Temsilcilerimiz hafta içi oynadıkları maçlardan 2 galibiyet, 1 mağlubiyet çıkardılar. Top 16 hedefinde yollarına devam ediyorlar. Eğer Avrupa'nın en önemli kulüp organizasyonunda son 16 takım arasına düzenli olarak 3 takım sokmayı başarabilirsek ekol olma yolunda ilerlemeyi başarıyoruz demektir. Şimdilik her şey güzel gidiyor, ufak - tefek, çözülebilecek sorunlar dışında.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder